gramer
1.798 anlam- ağızsıllaşma Geniz seslerinin ağız seslerine dönüşmesi olayı. Boğumlanma özelliği bakımından aynı zamanda birer geniz sesi niteliği taşıyan n ve ñ ünsüzleri ile, b
- ahenk durağı Anlatımı etkili kılmak için, söz arasında, anlamın gerektirdiği durak: Ey / Türk gençliği! / Birinci vazifen / Türk istiklâlini / Türk cumhuriyetini /
- ahenk kaidesi bk. ünlü uyumu
- ahenk öbeği Söz içinde anlamın gerekli kıldığı biçimde kısa ahenk durakları ile birbirinden ayrılan ve ahenk vurgusunu taşıyan kelime etrafında öbeklenen kelimele
- ahenk vurgusu Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu
- ahval i ism bk. ad çekimi ekleri
- aidiyet eki bkz. aitlik eki
- aidiyet eki bkz. iyelik eki
- aitlik eki Adlardan zamir ve sıfat olarak kullanılan adlar yapan, içinde bulunma, bağlılık ve aitlik görevleri taşıyan +ki eki. Zarflara doğrudan doğruya, öteki
- akıcılaşma b, g, k gibi patlayıcı ünsüzlerden biri ile h gırtlak ünsüzünün; r, l, m, n, y gibi bol sesli akıcı ünsüzlerden birine dönüşmesi: bıñar>mıñar pınar,
- akraba lisanlar bk. akraba diller
- akrabalık adları Bir toplumda aynı soydan geldiği kabul edilen veya birbirlerini soyca bağlı gören insanlar arasındaki akrabalık ilişkilerini gösteren adlandırmaların
- aksam ı kelam bk. kelime sınıfı
- aksam ı kelam bk. kelime türü
- akustik Fizikte ses ile ilgili bölüm
- akustik Sesin titreşim sıklığı, süresi ve duyulma gücü bakımından taşıdığı nitelik
- akustik ses bilgisi bk. ses bilgisi (görevsel ses bilgisi), söyleyiş ses bilgisi.
- akustik ses bilimi bk. söyleyiş ses bilimi.
- alamet i farika bk. ayırıcı işaret
- alçalan ikiz ünlü İkinci ögesi birinciye göre daha dar ve süreksiz olan ikiz ünlü türü: ai, au, ei, üi gibi: nirey [nirei] gezecañ? «nereyi gezeceksin?» vb. Dilimizdeki
- alçalan titrem Anlatımda, duygu ve düşüncelere göre azalan titrem: Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bak
- alfabe Dillerin başlıca seslerini yazıda karşılayan işaretlerin tümü: Türkalfabesi, Latinalfabesi, Rusalfabesi vb.
- alfabe dışı (Derleme..alfabe dışı harf) Bir ulusun alfabesinde bulunmayan harf: Türk alfabesinde bulunmayan w, x, q harfleri gibi.
- alfabe yazısı Bir dildeki kelimelerin seslerini, o dilde kullanılan ve her biri belirli işaretlere bağlı harflerle gösteren yazı türü. Bu yazı türü kısmen göreceli
- alıntı Bir dile çeşitli etkiler, özellikle kültür etkileri dolayısıyla yabancı dillerden ek ve kelime alınması. bk.alıntı ek,alıntı kelime.
- alıntı ek Bir dile başka bir dilden girmiş, benimsenmiş ve o dilin kelimeleriyle de kullanılmış olan ek: Ar.+ât: gelişât, gidişât; Far. +dâr: emekdâr>emektar; F
- alıntı kelime Bir dile başka bir dilden girmiş ve o dilde benimsenmiş olan kelime: âlem, avlu, atom, ayna, baca, bağ, bahçe, beygir, can, çakal, çengel, çete, demok
- alışkanlık fiilleri Fiil kök ve gövdelerine geniş zaman sıfat-fiili ve ol- yardımcı fiili getirilerek kurulan karmaşık fiil türü. Bu fiiller bir oluşun geçmişte, şimdiki
- alışkanlık sıfatı Adlardan +Cl, fiillerden -GAn ekleri ile kurularak bir kimsenin bir şeye alışkanlığını veya bir niteliğin kendisinde sürekli olarak bulunduğunu göster
- alternans bk. ikili şekil.
- alternatifli cümle bk. seçenekli cümle (alternatifli cümle).
- ana cümle bk. temel cümle.
- ana zamanlar Bir dilin başlıca zamanları. Türkçede geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman olmak üzere başlıca üç ana zaman vardır. 1. Geçmiş zaman: oku-du, anla-dı; 2. Ş
- anadil Aynı kökten gelen çeşitli dillerin varsayılan kaynağı. Bugünkü Türk lehçeleri, eski biranadilden doğarak gelişmiştir.
- anadili Kişinin evinden, çevresinden öğrendiği dil.
- anlam Sözcüklerin veya davranışların zihinde uyandırdığı izlenim.
- anlam alanı Zihinde aynı veya birbirine yakın kavramlar oluşturan kelimelerin meydana getirdikleri ortak alan: ülkü, hedef, gaye, maksat, ideal; kırılmak, incinme
- anlam bayağılaşması (Derleme. mana bayağılanması) Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının, yerine göre, bayağı ve kötü anlama kayması: Herif (kaba dilde erkek) , kabak (apta
- anlam bilimci Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse.
- anlam bilimi Dildeki birimleri anlam bakımından ele alıp inceleyen dil bilimi dalı.anlam bilimi kendi içinde de 1. durgun veya eş zamanlıanlam bilimi, 2. gelişmeli
- anlam birimi Bir dilin anlam taşıyan en küçük birimi: ev+in kapı+sı, diş+çi+lik sözlerini oluşturan birimler gibi.
- anlam çokluğu (Derleme.. çokanlamlılık) Sözcüğün birden çok anlam vermesi: Yüz, ayak, el, dil, kara vb. (bk. eşsesli sözcükler) .
- anlam çözümlemesi Anlamlı birimlerin taşıdıkları ve yüklendikleri anlam inceliklerini ortaya koyma.
- anlam daralması Geniş kavramları olan bir sözcüğün, bu kavramlar içinden tek bir anlama bağlanabilmesi: Mal (geniş anlamda bütün mallar, dar anlamda hayvan, davar) ,
- anlam değişmesi Anlamın daralması, genişlemesi, kayması, iyileşmesi veya bayağılaşması: Yemiş (bütün yemişler anlamından incir anlamına) , terkos (göl adı anlamından
- anlam ekseni Anlam bakımından birbiriyle ilişkili bulunan kelimelerde, bu ilişkiyi doğuran ortak özellik: kısa ile uzun arasındakianlam ekseni «uzaklık, mesafe»; m
- anlam genişlemesi Dar bir anlamda kullanılan bazı sözcüklerdeki anlamın zamanla, ilgili kavramlara yayılması: Terkos (bir göl adındananlam genişlemesiyle musluk suyu an
- anlam iyileşmesi Kötü anlamlı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazınması olayı: ET.de çok defa yablak «kötü, fena» kelimesi ile birlikte kullanılan yabız yablak «k
- anlam kayması (Derleme. başka manaya geçiş, anlam yer değiştirmesi) Yeni bir anlam vermek üzere, sözcüklerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları: Hanımeli,
- anlam kötüleşmesi İyi anlamlı bir kelimenin zamanla kötü veya kötüya doğru giden bir anlam kazanması; bu yönde bir zayıflamaya uğraması olayı: EAT. canavar «canlı, mahl
Reklam