yazı bireyselliğiKişinin el yazısının, başkalarınınkine benzemeyen eşsiz özellikleri. (Böylece bir el yazısı örneğinin kimin tarafından yazıldığı kestirilir.)
yazı delisiKimi ruh hastalıklarında belirti olarak gelişen aşırı yazma tutkusu. (Bu amaç için duvarlar, yatak çarşafı, doktor gömleği gibi şeyler bile kullanılır
yazı pepeliğiYazılı metinlerde harf, hece ve sözlerin yerini değiştirmek ya da ters okumak.
yazıbilimKişinin el yazısı örneklerinden, yazıldığı zamanki coşkusal durum ya da sürekli kişilik özelliklerini kestirmekte yararlanılabileceğini savunan bir bi
yelteyiciAyaklanan bir güdüyü doyuracak nitelikte görülen ve elde edilmesi için canlıyı harekete zorlayan dıştaki bir nesne ya da durum.
yeni çözümcülerGeleneksel ruhsal çözüm okulunun sinircelerin nedeni konusunda biyolojik ve içgüdüsel etmenlere verdiği öncelik ve ağırlığı benimsemeyerek, toplumsal
yeni davranışçılıkRuhbilimin tanımında tepkiye birinci derecede öncelik ve ağırlık veren görüş.
yeni kuşak gerilemesiGelişimin düzgülü bölümünden herhangi bir yönde uzaklaşan ana babalardan doğan çocukların bu açıdan düzgülüye doğru biraz gerilemesi. (Uzun boylu ana
yeni ruh çözümcülüğüFreud'un geliştirdiği görüşlerden şu ya da bu açıdan kimi değişkenlikler göstermekle birlikte onun okulunun genel yapısı içinde kalan türlü akımlar.
yeniden güçlendirmeKişinin her türden hastalık ya da sakatlanma sonucu bozulan beden, anlık, öğreti ve toplumsal durumunun eskisine benzer duruma getirilmesi.
yeniden öğrenmeBir parçası ya da tümü unutulan bir öğrenimin yenilenmesi.
yeniden örgütlenme kuramıÖğrenmenin, yeni ve bağımsız parçaların edinilmesiyle değil, öğrenilenler arasında yeni bağlar ve bütünlüklerin kurulması yoluyle gerçekleştiği görüşü
yenilik yasasıTürlü davranış ya da dizilerin öğreniminde canlının en son öğrendiğini en iyi anımsama olanağının bulunduğu yasası.
yer değiştirimiBir dizgenin iki birimi arasındaki ruhsal, mantıksal ya da uzaysal ilişkilerin yer değiştirmesi.
yer değiştirimiOkuma ve yazmada iki hece ya da sözcüğün yerini değiştirme.
yer öğrenimiEreğe eriştirilecek olan davranışları yapmayı değil, ereğin uzaydaki yerini öğrenme.
yerini tutanBir kişinin yaşamında üçüncü bir kişinin yerini tutabilen. (Öğretmenin, ana baba yerine geçmesi gibi.)
yeterli uyaranBelirli bir olayı etkin duruma geçirmeye yeten uyarıcı.
yetersiz kişilikAnlıksal durumunda ya da düzeninde herhangi bir eksiklik ya da bozukluk söz konusu olmaksızın uygun ve etkili yargılama gücünden yoksun görünüp tuttuğ
yetersiz uyaranDuyu örgenlerinden birini harekete geçirmekle birlikte, o örgen için düzgülü ve yeterli olmayan uyarıcı.
yetersizlik duygusuÇoğu zaman çöküntü durumlarında görülen, kişinin yetenek ve çaba gerektiren hiç bir şeyi başaramayacağı duygusuna kapıldığı durum.
yeti ruhbilimiAnlığın birbirinden bağımsız istenç, bellek, dikkat, yargı gibi birtakım özel güçlerden oluştuğunu savunan bir ruhbilim okulu. (Etmen çözümlemenin kim
yetiklikUygun bir çevre ve eğitim olanakları sağlandığında bireyin herhangi bir alandaki gelişiminin erişebileceği son sınır.
yetişkin anlağıHerhangi bir toplumda ortalama yetişkinin yaklaşık olarak 20 yaşlarında eriştiği anlak düzeyi.
yetişkincilikÇocuk davranışlarını yetişkinlere özgü kavram ve görüşlerle yorumlamak.
yetkeci kişilikHiç bir koşula bağlı olmadan başkalarının kendine boyun eğmesini ve bağımlılığını isteyen kişi.
yetkeci ortamAile çevresi ya da bir kümede yönetici durumda olanın ötekileri yetkeci bir tutumla yönetmesi.
yetkincilikKişinin kendinden ve başkalarından durumun ya da olanakların gerektirdiğinden daha üstün ve eksiksiz bir başarı beklemesi.
yığın eylemi kuramı(Lashley) Öğrenilmiş ve anlaksal eylemlerde, beynin belirli özekler halinde değil, kapsamlı bölgelerinin katıldığını savunan görüş. (Bu görüş bugün ge
yığın ruhbilimiToplumsal açıdan fazla örgütlü olmayan insan yığınlarının davranışlarını ve nedenlerini düzenli olarak inceleyen bilim dalı.
yığın tepisiBelirli bir uyarana karşı ayırım yapmadan büyük kas kümelerinin tepki yapması.
yığın üzgülenmeciliği(Reik) Yığına önderlik eden kişinin sunup savunmasıyle zorluk, yoksulluk ve acılara toplu olarak katlanma.
yılgıBelirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku.
yineleme kuramıBireyin gelişiminde geçirdiği belirli aşamaların, türün evriminde geçirdiği aşamaların bir yinelemesi olduğu görüşü.
yineleme öğrenimiÖğrenme konusunu, anlama zorunu olmadan verildiği biçimde belleğe yerleştirme.
yineleme zorlanımıBunalımdan kurtulmak için belirli bir davranışı durmadan yineleme.
yoğun alıştırmaÖğrenme süresi için verilen zamanı aralıksız alıştırmalarla doldurmak.
yok olma sabuklamasıSüregelen varlık ve toplum düzeninin yıkılıp yok olduğu kanısına saplanmak.
yoksullaşmış algıDeney durumlarının büyük ölçüde yalınlaştırılıp yoksullaştırılması durumunun algılanması.
yorumcu sağaltımHastanın çatışmalarını sözlü olarak belirtmesine, bunların simgesel anlamlarını kavramasına ve bu süreç yolu ile sorunlarını çözmesine sağaltımcının y
yön değişimiBelirli bir uyaranın ayaklandırdığı tepkinin açığa vurulması tehlikeli olduğunda, tepkiyi uyarandan başkasına yöneltme ya da o tepkinin yerine başka b
yön değiştirmiş saldırmaSaldırganlığı, ayaklandıran kişi ya da varlığın yerine geçebilecek birisine yöneltme.
yön veren uydurmalar(Adler) Kişinin yaşantılarını sınıflandırıp değerlendirmekte kullandığı yön veren ilkeler.
yönetici imge(Adler) Yaşam planının temelini oluşturan ve kişinin üstünlüğü ile ilgili bir imge. (Gerçeklerle bağlantısı çok zayıf olduğu zaman sinirce belirtisi s
yönseme çözülmesiSözlü deyimlerin kullanılışındaki amaç ve yasanları sınıflandırarak geliştirilen bir toplumsal etkileşim ölçeği.
yönü değişik düşmanlıkÖfke ve düşmanlık duygusunu ayaklandıran engele karşı bu duygunun gösterilmesi tehlikeli olunca düşmanlık ya da saldırganlığı o engelle ilişkili ama t
yörelleştirmeHerhangi bir duyumun uzayda belli bir noktayla bağlantılı olarak algılanması.
yörelleştirmeBelirli anlıksal ya da sinirsel görevlerin beyinde belirli bölge ve yerlere bağlanması.
yüksek anlıksal süreçlerDuyum ve imgelere karşıt olarak yaratıcı imge ile birlikte bütün yapıcı düşünme süreçleri.