psikoloji

2.045 anlam
  • yazı bireyselliği Kişinin el yazısının, başkalarınınkine benzemeyen eşsiz özellikleri. (Böylece bir el yazısı örneğinin kimin tarafından yazıldığı kestirilir.)
  • yazı delisi Kimi ruh hastalıklarında belirti olarak gelişen aşırı yazma tutkusu. (Bu amaç için duvarlar, yatak çarşafı, doktor gömleği gibi şeyler bile kullanılır
  • yazı pepeliği Yazılı metinlerde harf, hece ve sözlerin yerini değiştirmek ya da ters okumak.
  • yazıbilim Kişinin el yazısı örneklerinden, yazıldığı zamanki coşkusal durum ya da sürekli kişilik özelliklerini kestirmekte yararlanılabileceğini savunan bir bi
  • yelteyici Ayaklanan bir güdüyü doyuracak nitelikte görülen ve elde edilmesi için canlıyı harekete zorlayan dıştaki bir nesne ya da durum.
  • yeni çözümcüler Geleneksel ruhsal çözüm okulunun sinircelerin nedeni konusunda biyolojik ve içgüdüsel etmenlere verdiği öncelik ve ağırlığı benimsemeyerek, toplumsal
  • yeni davranışçılık Ruhbilimin tanımında tepkiye birinci derecede öncelik ve ağırlık veren görüş.
  • yeni kuşak gerilemesi Gelişimin düzgülü bölümünden herhangi bir yönde uzaklaşan ana babalardan doğan çocukların bu açıdan düzgülüye doğru biraz gerilemesi. (Uzun boylu ana
  • yeni ruh çözümcülüğü Freud'un geliştirdiği görüşlerden şu ya da bu açıdan kimi değişkenlikler göstermekle birlikte onun okulunun genel yapısı içinde kalan türlü akımlar.
  • yeniden güçlendirme Kişinin her türden hastalık ya da sakatlanma sonucu bozulan beden, anlık, öğreti ve toplumsal durumunun eskisine benzer duruma getirilmesi.
  • yeniden öğrenme Bir parçası ya da tümü unutulan bir öğrenimin yenilenmesi.
  • yeniden örgütlenme kuramı Öğrenmenin, yeni ve bağımsız parçaların edinilmesiyle değil, öğrenilenler arasında yeni bağlar ve bütünlüklerin kurulması yoluyle gerçekleştiği görüşü
  • yenilik yasası Türlü davranış ya da dizilerin öğreniminde canlının en son öğrendiğini en iyi anımsama olanağının bulunduğu yasası.
  • yeniyetmelik bk. ergenlik.
  • yer değiştirimi Bir dizgenin iki birimi arasındaki ruhsal, mantıksal ya da uzaysal ilişkilerin yer değiştirmesi.
  • yer değiştirimi Okuma ve yazmada iki hece ya da sözcüğün yerini değiştirme.
  • yer öğrenimi Ereğe eriştirilecek olan davranışları yapmayı değil, ereğin uzaydaki yerini öğrenme.
  • yerini tutan Bir kişinin yaşamında üçüncü bir kişinin yerini tutabilen. (Öğretmenin, ana baba yerine geçmesi gibi.)
  • yeterli uyaran Belirli bir olayı etkin duruma geçirmeye yeten uyarıcı.
  • yetersiz kişilik Anlıksal durumunda ya da düzeninde herhangi bir eksiklik ya da bozukluk söz konusu olmaksızın uygun ve etkili yargılama gücünden yoksun görünüp tuttuğ
  • yetersiz uyaran Duyu örgenlerinden birini harekete geçirmekle birlikte, o örgen için düzgülü ve yeterli olmayan uyarıcı.
  • yetersizlik duygusu Çoğu zaman çöküntü durumlarında görülen, kişinin yetenek ve çaba gerektiren hiç bir şeyi başaramayacağı duygusuna kapıldığı durum.
  • yeti ruhbilimi Anlığın birbirinden bağımsız istenç, bellek, dikkat, yargı gibi birtakım özel güçlerden oluştuğunu savunan bir ruhbilim okulu. (Etmen çözümlemenin kim
  • yetiklik Uygun bir çevre ve eğitim olanakları sağlandığında bireyin herhangi bir alandaki gelişiminin erişebileceği son sınır.
  • yetişkin anlağı Herhangi bir toplumda ortalama yetişkinin yaklaşık olarak 20 yaşlarında eriştiği anlak düzeyi.
  • yetişkincilik Çocuk davranışlarını yetişkinlere özgü kavram ve görüşlerle yorumlamak.
  • yetkeci kişilik Hiç bir koşula bağlı olmadan başkalarının kendine boyun eğmesini ve bağımlılığını isteyen kişi.
  • yetkeci ortam Aile çevresi ya da bir kümede yönetici durumda olanın ötekileri yetkeci bir tutumla yönetmesi.
  • yetkincilik Kişinin kendinden ve başkalarından durumun ya da olanakların gerektirdiğinden daha üstün ve eksiksiz bir başarı beklemesi.
  • yığın eylemi kuramı (Lashley) Öğrenilmiş ve anlaksal eylemlerde, beynin belirli özekler halinde değil, kapsamlı bölgelerinin katıldığını savunan görüş. (Bu görüş bugün ge
  • yığın ruhbilimi Toplumsal açıdan fazla örgütlü olmayan insan yığınlarının davranışlarını ve nedenlerini düzenli olarak inceleyen bilim dalı.
  • yığın tepisi Belirli bir uyarana karşı ayırım yapmadan büyük kas kümelerinin tepki yapması.
  • yığın üzgülenmeciliği (Reik) Yığına önderlik eden kişinin sunup savunmasıyle zorluk, yoksulluk ve acılara toplu olarak katlanma.
  • yılgı Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku.
  • yineleme kuramı Bireyin gelişiminde geçirdiği belirli aşamaların, türün evriminde geçirdiği aşamaların bir yinelemesi olduğu görüşü.
  • yineleme öğrenimi Öğrenme konusunu, anlama zorunu olmadan verildiği biçimde belleğe yerleştirme.
  • yineleme zorlanımı Bunalımdan kurtulmak için belirli bir davranışı durmadan yineleme.
  • yoğun alıştırma Öğrenme süresi için verilen zamanı aralıksız alıştırmalarla doldurmak.
  • yok olma sabuklaması Süregelen varlık ve toplum düzeninin yıkılıp yok olduğu kanısına saplanmak.
  • yoksullaşmış algı Deney durumlarının büyük ölçüde yalınlaştırılıp yoksullaştırılması durumunun algılanması.
  • yorumcu sağaltım Hastanın çatışmalarını sözlü olarak belirtmesine, bunların simgesel anlamlarını kavramasına ve bu süreç yolu ile sorunlarını çözmesine sağaltımcının y
  • yön değişimi Belirli bir uyaranın ayaklandırdığı tepkinin açığa vurulması tehlikeli olduğunda, tepkiyi uyarandan başkasına yöneltme ya da o tepkinin yerine başka b
  • yön değiştirmiş saldırma Saldırganlığı, ayaklandıran kişi ya da varlığın yerine geçebilecek birisine yöneltme.
  • yön veren uydurmalar (Adler) Kişinin yaşantılarını sınıflandırıp değerlendirmekte kullandığı yön veren ilkeler.
  • yönetici imge (Adler) Yaşam planının temelini oluşturan ve kişinin üstünlüğü ile ilgili bir imge. (Gerçeklerle bağlantısı çok zayıf olduğu zaman sinirce belirtisi s
  • yönseme çözülmesi Sözlü deyimlerin kullanılışındaki amaç ve yasanları sınıflandırarak geliştirilen bir toplumsal etkileşim ölçeği.
  • yönü değişik düşmanlık Öfke ve düşmanlık duygusunu ayaklandıran engele karşı bu duygunun gösterilmesi tehlikeli olunca düşmanlık ya da saldırganlığı o engelle ilişkili ama t
  • yörelleştirme Herhangi bir duyumun uzayda belli bir noktayla bağlantılı olarak algılanması.
  • yörelleştirme Belirli anlıksal ya da sinirsel görevlerin beyinde belirli bölge ve yerlere bağlanması.
  • yüksek anlıksal süreçler Duyum ve imgelere karşıt olarak yaratıcı imge ile birlikte bütün yapıcı düşünme süreçleri.