ırk bilimi, budunbilim

1.476 anlam
  • uzunev Irakuaların, içinde çok sayıda ailenin oturduğu, uzunlukları kimi zaman elli metreyi bulan, doğu ve batı diye iki ana bölüme ayrılan evleri.
  • üç basamak kuramı Tarih boyunca kültürlerin gelişme durumunu üç basamakta açıklamaya çalışan kuram. Başlıcaları: Vahşilik, barbarlık ve uygarlık (L. Morgan); avcılık, ç
  • üç basamak nazariyesi bk. üç basamak kuramı
  • üç kanunu bk. üç yasası
  • üç yasası Halkbilim olay ve ürünlerinin aşağı yukarı bütün türlerinde saptanan, istenilen sonucu sağlamak amacıyla işlemlerin üç kez yinelenmesi olgusuna dayanı
  • üretimsel büyü Doğadan yeterinden çok almak ve canlıların büyük ölçüde üremelerini sağlamak amacıyla yapılan büyü türü. bk. büyü.
  • ürünlerin anında doğuş kuramı İskoç bilgini Andrew Lang'ın ileri sürdüğü kimi halkbilim ürünlerinin tarihsel bir gelişim ya da kültürel etkileşim olmadan bağımsız bir biçimde ve an
  • vakonda Siyularda (Kuzey Amerika yerlilerinden) alışılmışın dışındaki işleri ve olayları oluşturan, her yerde bulunan, gözle görünmez, gizem dolu gücün adı.
  • vaziyet baladı bk. durum baladı
  • vecde gelme bk. esrime
  • vınıltılı tahta Özellikle Avustralya yerlileri tarafından dinsel ve büyüsel amaçlarla kullanılan; delikli ucuna takılı ipten tutup hızla çevrildiğinde vınıltılı ses ç
  • viyana mektebi bk. viyana okulu
  • viyana okulu Kültür tarihi okulunun W. Schmidt (1868-1954) ve W. Koppers (1886-1961) öncülüğündeki kolu. a. bk. kültür tarihi okulu.
  • volkshandwerk bk. halk el sanatı
  • yada taşı Eski Türk budunlarının, yağmur ve kar yağdırdığına, yel estirdiğine inandıkları kutsal ve büyüsel taş. a. bk. yağmur taşı.
  • yadacı Yada taşıyle yağmur ve kar yağdırdığına, yel estirdiğine inanılan büyücü, a. bk. yada taşı.
  • yağbirikim Daha çok Buşman, Hotanto ve Zulu kadınlarında görülen, kalçaların arkada yağ toplaması sonucu belin içbükey bir durum alışıyla ilgili gövdesel özellik
  • yağmur büyüsü Daha çok benzetmeli büyü ilkesine uygun işlemlerle (çocukları ıslatmak, sulara taş atmak, yağmuru canlandıran hareketler yapmak) yüce varlıklar üzerin
  • yağmur duası Kuraklık sırasında yağmur yağdırması için yüce varlıklara, atalara, kutsal kişilere yönelik, onları acımaya getirecek ve yumuşatacak nitelikteki yakar
  • yağmur kuşağı bk. alkım.
  • yağmur sihri bk. yağmur büyüsü
  • yağmur taşı Yağmur yağdırmak için yapılan dinsel ve büyüsel işlemlerde kullanılmak üzere toplanmış ve üzerlerine dualar, kutsal sözler okunmuş olan taşlar, a. bk.
  • yağmurcu Dinsel, büyüsel ve gizemsel yollarla yağmur yağdırma işini bilen, yöneten kimse; büyücü.
  • yakarak tarla açma bk. tarla açma.
  • yakarı Gücüyle başaramadığı bir dileğini gerçekleştirmek isteyen birey yada toplumun, doğaüstü güç, nesne yada varlıktan sözlü ya da yazılı gelenek yoluyla ö
  • yakınlararası cinsel ilişki Dar anlamda aile üyeleri, geniş anlamda yakın kandaş ya da hısım akrabalar arasındaki doğru bulunmayan cinsel ilişki ya da evlilik.
  • yakınlararası cinsel ilişki yasağı Dar anlamda bacı kardeş, geniş anlamda kandaş ya da hısım akraba arasındaki cinsel ilişki ve evlenme yasağı.
  • yakınlaşım İki ayrı halk kültürü, olay ya da ürününün zamanla birbirine benzemesi, bk. koşut gelişim.
  • yakınsak boşinanç boyutu Değişik boşinançların benzer görünüm kazanabilmelerini sağlayan özellik, bk. boşinanç boyutları.
  • yalınç balad İnsanın evrensel yaşantısını, gerekli bilgileri vermeden çok yalın biçimde ve sık sık yinelenen karşılıklı konuşmalardan oluşan bir düzen içinde anlat
  • yam Okyanusya adalarında, Endonezya'da, Çin'de, Afrika'da, Güney ve Kuzey Amerika'da yetiştirilen yumru köklü, patatese benzer bitki (Yerlilerin beslenmes
  • yama işleme Kumaşı, deriyi vb. üzerlerine renkli kumaş parçaları ya da başka bezeyici gereçleri yapıştırma, ekleme, dikme yoluyla yamayarak bezeme.
  • yamyam bk. insanyiyen
  • yamyamlık Açlık ve besin yokluğu nedeninden daha çok büyüsel ve kuttörensel amaçlarla insan eti yeme. a. bk. akraba yamyamlığı, ölü yeme.
  • yanıltmacalı masal Yalan ve abartmalar üzerine kurulmuş masal türü. bk.yanıltmacalı masalcık.
  • yanıltmacalı masalcık Tarihsel olmayan olayları tarihsel bir görüntü içinde açıklayan, yapı ve kapsam yönünden birbirine karşıt oluşumlar gösteren düzmece masalcık türü. bk
  • yapay bilmece Bir bilmecenin diğer bir bilmeceyle karıştırılması sonucunda geleneksel yapısı bozulduğu gibi ilk çözüm biçimi de değişen bilmece, bk. gerçek bilmece.
  • yapıcılık Konutlarla ilgili tüm sorunları ve konuları içeren bilim ve sanat dalı.
  • yapımsal gözdeğmelik Kurbağa, kaplumbağa, yılan, kertenkele, yengeç gibi hayvanların heykelcikleriyle kırmızı renkli nesnelerden oluşan gözdeğmelik. bk. gözdeğmelik. krş.
  • yapımsal muska Taş, pişmiş toprak, ağaç, kemik ve madensel ürünlerden yapılmış olan minik kayık, kurbağa, kertenkele, timsah, yengeç, yılan, martı, kutsal göz ve Tan
  • yaprak bakısı Ateşte yakılan yaprağın çıkardığı seslere ya da havaya atılan yaprağın devinimlerine bakılarak geleceği okuma yöntemi, bk. bakı. krş. bitki bakısı.
  • yaprak falı bk. yaprak bakısı
  • yaratı İnsanoğlunun,yaratıcısı olduğu kültür ürün ve olaylarına dayanarak oluşturduğu, daha önceleri benzeri bulunmayan, yeni kültür ürün ve olaylarından her
  • yarayla bezenim Deriyi sivri uçlu araçlarla yırtıp açarak, açılan yerlere kül, balçık ve odun kömürü sürüp yaraları iyice belirterek gövdeyi yara iziyle süsleme, beze
  • yarı göçebelik Ekonominin sığırcılık, çiftçilik üzerine temellendiği, göç süresi ve göç yollarının daha kısa olduğu, göçebelikle yerleşik yaşam arasındaki yaşama biç
  • yarı tarihsel balad Küçük bir yere ilişkin olarak anlatılan balad. bk. balad. krş. tarihsel balad.
  • yarım Tribüyü oluşturan ikiyarım fratriden biri. Heryarım kendi arasında birkaç klana ayrılır.yarımlar törenlerde, düşüncelerde ve simgelerde zıtlık gösteri
  • yas tutma Ölenin ardından yanma, yakılma, üzülme; belirli bir süre geleneklerin gerektirdiği şeyleri yapma; toplumuna, topluluğuna göre değişen geleneksel kural
  • yaslık Kişinin yaslı olduğunu belli eden, kimi toplumlarda değişik renkli olmakla beraber, genellikle kara renkli giysi, örtü.
  • yastan çıkarma Yas süresini tamamlayan kimseyi üyesi bulunduğu toplumun bu konudaki geleneksel kurallarına uygun işlemlerden geçirerek günlük durumuna sokma.