felsefe

1.293 anlam
  • birey üstü Genellikle bireylerin çevresini aşan, bireylerin bilincinden bağımsız olan.
  • bireyci Bireyin haklarını savunan.
  • bireyci ireycilik'ten yana olan. bkz.bireycilik
  • bireyleşme Türsel bir örneğin bir bireyde gerçekleşmesi. (Ör. Mehmet'te insan örneğinin gerçekleşmesi).
  • bireyleşme Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci. Bireyleşme ilkesi: Bir bireyi aynı türün bütün öteki bireylerinden ayırmayı gerçekleştiren ilke; bireyin varol
  • bireysel Bireye ilişkin, bireye bağlı olan.
  • bireysel ahlak felsefesi Bireyin gelişmesini göz önünde bulunduran, kişiliği, sorumluluğu içinde bireyin kendini gerçekleştirmesini ve bireyin mutluluğunu erek edinen ahlâk öğ
  • bireyselleştirmek Bir şeyi ayrı olarak, bireysel olarak göz önüne almak.
  • bireysellik Bir bireyin biricik ve kendine özgü oluşu.
  • bireysellik Bir insanı başkalarından ayıran, ona kişilik veren şey.
  • bireysellik Kendini sıradan bir insan olmaktan kurtarmış olma durumu.
  • biyolojizm bk. dirimbilimcilik
  • bizatihi özü itibariyle
  • bizatihi şey bk. kendinde şey
  • bulgulama (Lat. ars inveniendi = bulma sanatı)(Yun. heuriskein = bulmak) : Yeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi. (Tarihte) Belgelerin araştırılm
  • bulgusal (Yun. heuriskein = bulmak) : Araştırmaya, araştırma yapmaya ilişkin.
  • bulgusal varsayım Olayların ve bilgilerin bulunmasına götüren, olayların ve yeni bilgilerin elde edilmesini olanaklı kılan varsayım. // Burada önemli olan nesnel doğrul
  • bulgusal yöntem Öğretilmek istenen şeyi öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan eğitbilim yöntemi.
  • buridanın eşeği Skolastiklerden Johannes Buridan'ın olduğu sanılan, ancak onun yazılarında rastlanmayan örnek: Eşit uzaklıkta bir saman torbası ile bir kova su arasın
  • buyruk (Kant'ta) -> (Kişisel) ilkelerin (maxim) karşısına konulan nesnel geçerli ve bir gerekliliği (eylemin zorunluluğunu) dile getiren ahlâk önermesi. //bu
  • bürhan bk. tanıtlama
  • büyük had bk. büyük terim
  • büyük önerme (Klasik mantıkta) Tasımın öncüllerinden büyük olanı; büyük terimi içinde bulunduranı ve önce geleni. Koşullu tasımda: Koşulun öne sürüldüğü önerme. M
  • büyük terim Tasımda: Kapsamı daha geniş olan, sonuç önermesinin yüklemi görevini taşıyan terim. Ör. İnsan ölümlüdür. Sokrates insandır. Sokrates ölümlüdür. Öl
  • canlı maddecilik bk. canlı özdekçilik
  • canlı özdekçilik (Yun. hyle = özdek; zoe = yaşam) : Evrenin temeli olarak düşünülen özdeğin canlı olduğunu savunan öğreti.
  • cemaat bk. ortaklaşalık
  • cemiyet bk. toplum
  • cevhercilik Olayların değişmez temeli olarak, ister manevi, ister maddi olsun bir cevherin gerçekten var olduğunu kabul eden görüş.
  • cevheriye bk. tözcülük
  • cisim Bilinçten bağımsız olarak uzayda yer kaplayan nesne.
  • cisim (Fiziksel olarak) Bölünebilirlik ve yer kaplama nitelikleri olan sınırlı bir özdek parçası.
  • cogito ergo sum bkz. ddüşünüyorum, öyleyse varım.
  • coincidentia oppositorum bkz. örtüşme
  • conditio sine qua non bkz. zorunlu koşul
  • contradictio in adiecto bkz. nitelemede çelişki
  • coşku (Yun. en-theos = Tanrı'yla dolu olma) : 1- Bir düşünceyle, doğruyla, güzelle dolu olup yücelme; ruhun kendini aşıp yükselmesi. 2- İnsanın "Tanrı'yla d
  • cümle i emriye yi şartiye bk. koşullu buyruk
  • çağrışım ruhbilimi Çağrışım ve çağrışım yasalarını bütün ruhbilimin temeli yapmaya ve bütün ruhsal olayları onunla açıklamaya çalışan ruhbilim dalı . // Kurucuları: Davi
  • çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlüçatışkı ayırı
  • çelişik Aralarında çelişme bulunan (önermeler, yargılar, kavramlar, terimler). Buna göre: 1- Biri ötekinin değillenmesi olan terimler. (Ör. ak ve ak olmayan.)
  • çelişiklik ilkesi İki -> çelişik önermenin aynı zamanda doğru olamadığı gibi, aynı zamanda yanlış da olamayacağı ilkesi.
  • çelişmezlik ilkesi (Varlıkbilimde) "Aynı şeyin aynı bağlantılar içinde aynı durumda olması ve olmaması olanaklı değildir." (Aristoteles) Formülü: "S aynı zamanda P ve P
  • çelişmezlik ilkesi (Mantıkta) Birbiriyle -> çelişik iki yargının ikisinin birden aynı zamanda doğru olamayacağı, biri doğru ise ötekinin zorunlu olarak yanlış olacağı il
  • çevre öğretisi Çevrenin insanlar üzerindeki önemi üzerine 19. yüzyılda Fransız filozofları A. Comte ve H. Taine'in geliştirdikleri öğreti.
  • çıkarım Verilmiş bir ya da daha çok önermeden sonuç çıkarma edimi. Doğruluğu doğrudan doğruya bilinmeyen bir önermenin, doğru olarak kabul edilmiş olan başka
  • çıkmaz (Yun. Aporia: a = sız, poros = yol, köprü, çıkış) : Bir sorunda çözüme varmanın olanaksızlığı durumu; çıkış yolunun olmayışı.
  • çilecilik (Yun. askeinden) : 1- (Genel olarak) Töresel, dinsel ereklerle, doğal eğilimleri, içgüdüleri elden geldiğince azaltmaya çalışmak üzere, kendini yenme
  • çirkin Estetikte güzelin karşıtı olan kavram : Hoşa gitmeme izlenimi uyandıran. 2-(Ahlâk açısından) Yakışıksız görünen.
  • çirkin Biçimsiz, uyumsuz, biçimden yoksun. Bu anlamdaçirkin, bir sanat nesnesi olarak, olumlu bir estetik değer niteliğini alabilir: Nasıl gerçek biçim, biçi