cemaat ne demek?
- İnsan kalabalığı, topluluk
Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor.
T. Buğra - Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu
Önde Rum patriği, arkada bütün cemaatlerin patrikleri, hepsi sırma esvaplı ve altın taçlı, sopalarını taşa vurarak mezarın etrafını tavaf ettiler.
F. R. Atay - Bir imama uyup namaz kılan kişiler.
- Bk. dinsel topluluk
- Bk. ortaklaşalık
- Topluluk. ~vakfı: topluluk turgusu, bekiti.
- Topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük.
- Bk. yerel toplum
Parish.
Congregation.
Community.
Crowd.
Boodle.
Caboodle.
Communion.
Flock.
Fold.
Sect.
Troop.
Assembly.
Religious community.
House.
insan
- Bu türden olan canlı.
- Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı
- Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
- İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
- Memeliler (Mammalia) sınıfının,insangiller (Hominidae) familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, beyinleri çok gelişmiş, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.
- (Bu kelimenin aslı, lugat alimlerince "ins" den geldiği söylenir. Kamusta da kufiun'a göre "Nisyan" kelimesinden geldiği zikredilmektedir.)Akıl, şuur ve iman ile diğer canlılardan ayrı, Cenab-ı Hakk'ın en mükerrem yarattığı mahluku olup, Rabbani ni'metleri unutkanlığı dolayısıyla insan denilmiş.
Bird.
Individual.
Character.
Person.
dinsel topluluk
- Aynı dinden olanlardan oluşan topluluk.
Religious community.
Communauté religieuse
cemaat bünyesi
- Bk. topluluk yapısı
cemaat etüdü
- Bk. toplumsal inceleme
