edebiyat

659 anlam
  • çevriklenir Harf harf ters okunduğu zaman ya aynı ifadeyi veya anlamı olan başka bir ifadeyi veren (kelime, cümle yahut dize).
  • çevrinticilik Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz yazarı Wyndham Lewis tarafından kurulmuş bir edebiyat çığırıdır. Sanatın öbür kollarında da uygulanan ve somculuğ
  • çift terimli taylam İki çeşit hece öbeğinin tekrarlanmasiyle olan taylam. bk. taylam.
  • çifte bağlılık (Söz sanatı terimi) İbare içinde bir sözün, üst tarafa da alt tarafa da bağlandığı halde, başka başka olmakla beraber her hangi bir anlam verebilmesi.
  • çiftkısa adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) İki kısa heceden ibaret tartı adımı.
  • çiftkısa çiftuzun adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) İki kısadan sonra gelen iki uzun heceden ibaret tartı adımı.
  • çiftkısa uzun adım (Yunan Latin tartıbilim Terimi) İki kısadan sonra gelen uzun bir hece şeklindeki tartı adımı.
  • çiftuzun adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) İki uzun heceden ibaret tartı adımı.
  • çiftuzun çiftkısa adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) İki uzundan sonra gelen iki kısa hece şeklindeki tartı adımı.
  • çiftuzun kısa adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) İki uzundan sonra gelen kısa bir hece şeklindeki tartı adımı.
  • çoban deyişi Konusu çoban aşkı olan kısa deyiş veya bu gibi deyişlerin üslûbu.
  • çoban komedisi Çobanların sevişmelerini gösteren komedi.
  • çobansı Çoban ve kır hayatını anlatan (sanat eseri).
  • çok bağlaçlılık (Söz sanatı terimi) Cümle üyelerinden sayıca çok olan bir türlüsünün kelimelerini aynı bağlaçla bağlama. Ben de, sen de, o da bunu biliyoruz. O, hem ç
  • çok uyaklı Dizeleri ikiden artık uyaklı olarak düzülmüş koşuk. Buna Mürassa da denirdi.
  • çözümleme romanı İçinde olaydan ziyade duygu çözümlemeleri bulunan roman.
  • dasitan Önemli bir olayı, savaşı veya ünlü bir aşkı anlatan manzume.
  • değişikleme (Söz sanatı terimi) Gramer şekillerinden biri yerine başka birini kullanma. Gittin bulamadın, hemen dönersin gibi ki gittiğinde bulamıyacak olursan..
  • değişleme (Söz sanatı terimi) Anlama zarar gelmiyecek surette, bir şeyi, bir hali cümlede gerektiği kelimeden başka bir kelime veya kelimelerle anlatma. Trenle
  • dekadanlar Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, Parnasiyenlere karşı bir tepki olarak, simgeciliği (symbolisme’i) aşırı dereceye çıkaran sanatçılara verilmiş ad.
  • delalet etmek bk. demeğe gelmek, demek olmak
  • deli oyunu Onbeşinci ve onaltıncı yüzyıllarda rağbet görmüş olup, kişileri deli olarak gösterilen yergili, Fransız sahne eseri.
  • demece Her hangi bir durumu anlatmak üzere söylenen ve çoğu geçmiş bir olaya dayanan söz, Ye kürküm ye gibi..
  • demeğe gelmek demek olmak Herhangi bir şey başka bir şeyin işareti olmak, şu veya bu anlama gelmek. (NE DEMEK OLDUĞU, Delâlet, Signification).
  • demezcelik (Söz sanatı terimi) Bir şeyden bahsetmek istemezmiş gibi davranma suretiyle ondan bahsetme.
  • derimlik Seçme nesir veya nazım parçaları dergisi.
  • destan kömesi Aynı konu üzerine düzülen destanların hepsi.
  • devrişim Bir çok yazarın eserlerinden devşirilen parçalar dergisi.
  • deyi kılıkları Fikir ve duyguların anlatılması için kullanılan söz şekilleri ki nazım ve nesirden ibarettir.
  • deyi yinelemesi (Söz sanatı terimi) Aynı fikrin türlü ifadelerle tekrar edilmesinden ibaret sürekli bir anlamdaşlık
  • deyibilim Gramerle söz sanatı arasında yer tutan bir bilim olup deyimlerin seçimi, söz bölümlerinin kullanılışı ve dönemlerin kurulmasiyle ilgili kuralları veri
  • deyileme Zihindeki buluş ve düzenleyişten sonra fikirleri ortaya koyma işi. (bk. Buluş ve Düzenleyiş)
  • deyimcelik bk. Sözlük.
  • deyiş oyunu Orta çağda Fransa'da rağbet gören ve iki truver arasındaki nazımlı tartışma temeline dayanan oyun.
  • deyitlemek Şiir veya söylev gibi bir edebiyat parçasını konunun gerektirdiği ses ve tavırlarla başkalarının önünde okumak (DEYİT, DEYİTLEME, İnşat, Déclamation;
  • dışa verimcilik Yirminci yüzyılın başında, izlenimciliğe karşı olarak kurulan ve onun gibi dış âlemden gelen izlenimleri tekrar etmek yerine iç âlemde doğan duyguları
  • dil uzluğu Güzel söylemek, sözü ile karşısındakine heyecan vermek ve fikirlerini kabul ettirmek yeteneği (DİLİ UZ veya UZ DİLLİ, Natuk, Eloquent).
  • dilekleme (Söz sanatı terimi) Söz arasına, bir dilekte bulunmak veya Tanrıdan bir şey dilemek üzere sokuşturulan cümle. Bir akşam ağzına ilâç veriyordum; ah ana
  • din konuşması Din konuları üzerinde yapılan gelişi güzel konuşma.
  • dinlemece Çoğu doğa üstü olaylara dayanan, kısa ve eğlenceli hikâye.
  • ditiramb Eski Yunanlıların, Dionysos (Bacchus) şerefine okudukları âyin şarkısı.
  • ditiramb (Bugün) Lirik ve coşturucu koşuk.
  • ditiramp Birini ya da bir şeyi övmek için yazılan şiir.
  • dizili ayırma (Söz sanatı terimi) Arka arkaya söylenecek bileşik sözlerin ilk öğelerini ikincilerden ayırıp bunları ibarede ayrı birer dizi halinde sıralama; «yazın
  • dokmios (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) Bir kısa iki uzun ve bir kısa bir uzun heceden meydana gelen tartı adımı, veya daha doğrusu, tartı.
  • dolamlama (Söz sanatı terimi) Bir şeyin anlaşılmasını kolaylaştırmak veya doğrudan doğruya söylemekten çekinilen bir şeyi kendi adiyle söylememek için bir çok k
  • dolantılı komedi Olayların karmaşıklığı dolayısiyle merak uyandıran komedi.
  • dolaylı adlama (Söz sanatı terimi) Bir cins ismiyle özel bir adı veya özel bir adla bir cinsi anlatma yolu. Peygamberin zamanında. Hoca merhumun fıkraları. O, ne yez
  • dor lehçesi Eski Yunan lehçesi.
  • dorukçuluk bk. ademcilik.