edebiyat

659 anlam
  • dönerlik Bir dizedeki kelimelerin yerini değiştirmekle gerek tartının ve gerekse anlamın bozulmaması hali.
  • dördüncü epitrit (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) Dördüncüsü kısa, öbür üçü hep uzun olan dört heceli tartı adımı.
  • dördüncü peon (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) Dördüncüsü uzun, öbür üçü hep kısa olan dört heceli tartı birimi.
  • dördüz kısa adım (Yunan Latin tartıbilim Terimi) Arka arkaya gelen dört kısa heceden ibaret tartı adımı.
  • dördüz uzun adım (Yunan Latin Tartıbilim Terimi) Arka arkaya gelen dört uzun adımdan ibaret tartı adımı.
  • dört sesli hece Üç ünsüz ve bir ünlü harften oluşan tek hece.
  • dram türleri Sahne eserlerinin ayrıldığı dram, melodram, trajedi, komedi, vodvil, opera, operet gibi edebiyat türleri.
  • duyuğ (Halk edebiyatı terimi) Fâilâtün fâilâtün fâilün tartısında bir halk dörtlemesi.
  • dübeyt (Divan edebiyatı terimi) Rubaînin bir adı.
  • düğün deyişi Bir düğün dolayısiyle, yeni evlileri övmek için yazılan koşuk. Eskiden bu konuda yazılan kasidelere Sûrname veya Sûriye denirdi.
  • düzenleyiş Bir edebiyat eserinde veya bir söylevde buluşlara verilen düzen (bk. Buluş ve Deyileme).
  • düzü tersi bir Kelime kelime olarak ters okunduğu zaman da aynı anlamı veren (cümle veya dize).
  • eda bk. deyileme
  • edebi kelam bk. dolamlama
  • edebiyat bk. yazınlar
  • edebiyat türleri Edebiyat eserlerinin ayrıldığı şiir, dram, hikâyeleme, öğretme, mektup ve sözenlik türleri.
  • el yazısı hurufatı Özellikle litografide kullanılan ve İngiliz uçları ile yazılan inceli kalınlı eğik yazı türü.
  • eldışı Memleket işi olmıyan, dış memelketlerle ilgili bulunan (konu, tip, renk v. b.) (ELDIŞILIK, Exotisme).
  • eleştirme derlemi Bir metnin eleştirmeli yayımında, yazma nüshalarının değişikleri hakkında, sayfaların alt kenarına konan bilgiler.
  • endomorfizma Bir cümlenin kendi içindeki biçimdeşliği.
  • enterogasyon Söz sanatı.
  • erkanı istiare bk. iğretileme öğeleri
  • erkanı teşbih bk. benzetme öğeleri
  • eski klasik komedi Yunan komedisinin, Milâttan önce 480 yılına doğru başlıyan en eski ve korolu kaba devri.
  • eski söz Az kelime ile anlatılmış olan ve halka mal olmuş bulunan fikir. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. Ateş olmıyan yerden duman çıkmaz.
  • eskieser kopyacılığı Eski klâsik eserleri kölecesine kopya etmekten ibaret sanat.
  • espinela İspanyol şair Espinela tarafından yaygınlaştırılan, sekizer heceli on mısra ve tek kıtadan oluşan nazım şekli.
  • estetçilik Sanat ve şiiri eski ve ilk şekline götürmeyi ileri süren bir Anglo - Sakson çığırı.
  • eşimlalı İmlası aynı eş sesliler.
  • eviriş Yabancı bir dilden öz dile yapılan çevirme.
  • eviriş Tarihsel bir olayın veya bir hikâyenin anlatılan türlü şekillerinden her biri.
  • evzan ilmi bk. tartıbilim
  • eytişme Toplantılarda, hasımların sıra ile söz söyliyerek yaptıkları tartışma (EYTİŞMEK, Débattre).
  • ezgi koşuğu Lirik koşuk ve özellikle koro koşuğu.
  • fasl (Divan edebiyatı terimi) Sebki mefsul yapma usulü.
  • fikir yanaçları (Söz sanatı terimi) Yapı yanaçları ve mecazlar dışında olmak üzere, fikirleri alışılmış olan tarzda değil, değişik yollarla anlatma tarzları. (bk. Anı
  • fong (Çince) Çin halk şairi.
  • fotoğraf tarzı Olayları, varlıkları fotoğrafla çekilmişçesine son derece nesnel bir halde anlatma tarzı.
  • fu (Çince) Taylamlı (rythmé) veya yer yer taylamlı yazılan bir çeşit Çince hikâyeleme nesri.
  • garabet bk. yadcıl deyim
  • gayatri (Sanskritçe) Veda sanskritçesinde kullanılan ve yirmi dört heceli olan tartının adı.
  • gelişimli roman Bir kişinin, bir ailenin veya bir topluluğun belli bir zaman çevresi içindeki hayat safhalarının bütün gelişimlerini ciltler dolusu anlatan roman türü
  • genbilik Her türlü bilgileri veya bir bilim takımı ile ilgili bütün bilgileri içine alan ve bütün bunları çoğu zaman alfabe sırasiyle anlatan büyük eser.
  • gerçeli Gerçekliğinde, aslının kendisi olduğunda şüphe olmıyan (eser, belge). GERÇEKLİK, Authenticité).
  • gerçesiz Doğruluğu, aslının kendisi olduğu belli olmıyan, şüpheli görülen (yazar, eser).
  • gongoracılık Onyedinci yüzyıl başlarında Gongora adlı İspanyol şairinin kullandığı özenticiliğe verilen ad. Buna kültürsücülük de denir.
  • gösterişleme (Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fiki
  • göz uyağı İmlâları sesçil (phonétique) olmıyan dillerde, ses bakımından uyaklı olmadıkları halde, sonlarında aynı harfler bulunan kelimelerle yapılan uyak.
  • gulüv (Divan edebiyatı terimi) (Söz sanatı terimi) Obartmanın (mübalâğanın) son derecesi ki makbul sayılmazdı.
  • güç kolay (Söz sanatı terimi) Kolay göründüğü halde benzerinin yazılması güç olan (yazı, eser).