dil bilimi
1.627 anlam- ağır taban Hint-Avrupa dillerinde uzun açınıkla biten taban.
- ağır vurgu Sese bir derinlik veren alçak vurgu ve bunun yazıdaki işareti.
- ağız açınığı Bak, Arı açınık.
- ağızardı abanık Gırtlak, yutak ve ırlak abanıklarının ortak adı ( Bu kelimelere bakınız ).
- ağızdan seslik ve ağız sesliği Genizden gelen seslere karşı olarak, ağızdan çıkan seslere denir.
- ağızdışı abanık Bkz. Dudaksıl abanık.
- ağıziçi abanık Dişsel, yuvasal, ön, orta ve art damaksıl abanıkların ortak adı. Bu kelimelere bakınız.
- akışlı yazı Her zaman kullanılan ve çabukça yazılan yazı.
- akrofoni Herhangi bir kelimenin ilk hecesini vurgulayarak telaffuz etmek.
- akrofonik Bir düşünce yazısındaki kelimelerin sadece ilk heceleri işaretle gösterilir.
- aksamı kelam bk. söz bölümleri
- aktarışlı dil Öğelerinin yeri değişmekle cümlenin esas anlamı değişmiyen dillere denir.
- aktarışma Bu, kimi vakit "göçme" terimi yerine kullanılır.
- aktarma şimdikiliği Geçmişlik değerinde kullanılan şimdikilik; "Falanca dedi ki" yerine kullanılan "Falanca diyor ki" gibi.
- alanlama fiili Lâtincede taşıdıkları anlam dolayısıyla cümlede ayrı bir morfoloji gösteren fiillere denir.
- alçak açınık Bkz. Açınık.
- alçalan ikinlik Bkz. İkinlik.
- alçalan ton Yüksekliği baştan beri derece derece azalan hece sesi.
- alçalan vurgu Yüksek bir yeğinlikle başlayıp sonradan bu yeğinliği kaybeden vurgu.
- aletlik den hali Bkz. -den hali.
- alışkı geçmişliği "Şiir yazar mısınız" sorusuna karşı "Gençliğimde yazdım" cevalbındaki "yazdım" sözü bir defalık bir işi anlatan geçmişlik zaman olmayıp "yazardım" değ
- alışkı şimdikiliği "Kitaplarına dokunmayın, kızıyor?" cümlesindeki "kızıyor" şimdikiliği, o adamın şimdi kızmış bir halde bulunduğunu değil, kitaplarına dokunulduğu zama
- almaşım Bazı dillerin şekillenişinde bir kelimedeki bir veya birkaç ses öğesinin uğradığı çeşitlenme, ki ABANIK ALMAŞIMI ( Al. consonantique ) ve AÇINIK ALMAŞ
- almaşım Bkz. Gövdealmaşımı.
- almaşım derecesi Herhangi bir almaşımda görülen çeşitlerin her biri, ki TAM ( plein ), KISA ( réduit ) ve UZUN ( long ) şekillerinde olur. Açınık yok olduğu hallerde S
- almaşım tabanı Bkz. Taban.
- alnaçlık Başka başka dillerde veya bir dilin türlü hallerinde belli bir sese, kelimeye, şekle, anlama kargılık olarak daima belli başka bir sesin, kelimenin, ş
- alt diyelek Bir diyeliğin ayrıldığı kollardan her biri.
- alta doğru hali Bazı dillerde bir şeyin "altına doğru" fikrini anlatan isim hali.
- altındalık hali Bazı dillerde bir şeyin "altında" fikrini anlatan isim hali.
- amaçlı söz Başkasının söylediğini onun ağzından çıktığı şekilde değil, anlamca nakleden söz. "O bana gelmiyeceğim demişti" yerine "o bana gelmiyeceğini söylemişt
- amaçlık "Seni görmeğe geldim" sözündeki "görmek" bir AMAÇLIK MASTAR ( Infinitif final ), -e takısı AMAÇLIK TAKI ve "haberiniz olsun diye söylüyorum" cümlesind
- amaçlık tümce Bkz. Tümce.
- amaçsız değişme Bkz. Ses değişmesi.
- amaçsız yönetik Bkz. Yakın yönetik.
- amadeyi Bir cümlenin içine sözdizimi bakımından kendisine bağlı, olmıyarak katılan, başka bir cümle, söz veya kelime. "Bütün dostları (zâten onun pek dostu da
- ana dili vurgusu Duyanlarda ayrı bir izlenim bırakan her dildeki söyleniş özelliği.
- anadan adlılık Adını anasından alma yolu ( ANADAN AD, Métronyme; ANADAN ADLI, Métronymique ).
- anakolüt Herhangi bir cümlenin kuruluşunda kesiklik.
- analitik önerme Nesnesi özneden saklı önerme tipi.
- anaptiks Herhangi bir kelimenin telaffuz edilmesinin kolaylaşması için asalak bir ünlünün türemesi.
- anastrof Herhangi bir cümlede alışılmış olan kelime sırasının tersine çevrilmesi.
- andırış hısımlığı Diller arasında gerçek bir hısımlığa değil, sırf benzerliğe dayanan yakınlık.
- anıtsal yazı Eğmeçleri az, düz ve köşeli çizgilerden ibaret olup, taş üzerine oyulmağa elverişli bulunan yazı: Orhon yazısı gibi.
- anlam bilgisi Dil ile düşünce arasındaki ilişkileri anlam yönüyle inceleyen dil bilgisi dalıdır.
- anlam dereceleri Bir niteliği anlatan kelime ya ufak, büyük gibi YALIN (Positif) bir şekilde kullanılır, veya derece belirten az ufak (AZLIK DERECESİ, Détraetif , ufar
- anlam eşili Aynı kökten olup şekilleri birbirine yakın, anlamları bir veya az farklı kelimelere denir: Süzgü ile süzgeç gibi. ANLAM EVRİMİ Evolution sémantique t
- anlam iyilemesi Bayağı bir anlama gelen bir, kelimenin zamanla az çok yüksek bir anlam kazanması: asıl anlamı domuz yavrusu olan çocuk gibi.
- anlam kemlemesi Bir kelimenin zamanla aşağılık bir anlama düşmesi : Uşak, herif gibi.
- anlam kuruluşu Bkz. İç uyumlaşım.
Reklam