dan dun konuşmak ne demek?
- Yerli yersiz, ileri geri konuşmak.
dan
- (Bak: Dünüvv)
Small truck or sledge used in coal mines.
Black belt rank.
Grades from first degree black belt forward that denote degrees of proficiency.
Term used in the Japanese martial arts for anyone who has achieved the rank of at least first-degree black belt.
Degree, grade level designation referring to black belt rank.
Term used in the Japanese, Okinawan and Korean martial arts for anyone who has achieved the rank of at least first-degree black belt.
Grade, rank As from first black belt degree First introduced by Jigoro Kano, Founder of modern JUDO.
Black belt rank, from shodan through judan White belt ranks are called kyu ranks.
Rank or degree of a black belt Ranks lower than the black belt are called Kyu-degrees.
dan aykroyd
- (1952 doğumlu) Kanadalı bir komedyen ve film oyuncusu, "The Blues Brothers (Cazcı Kardeşler)" komedi filminin eş oyuncularından
dun
- Alçak, aşağı, aşağılık.
- Aşağı, alçak. Kolay. Zayıf. Gölgeli. Aşağılık. Altta, aşağıda. (Osmanlıca'da yazılışı: dûn)
- Kuru tuzlanmış balıklarda küflerin özellikle Sporendonema spp.'nin oluşturduğu kahverengileşmeyle görülen bozulma.
To ask or beset, as a debtor, for payment; to urge importunately.
One who duns; a dunner.
An urgent request or demand of payment; as, he sent his debtor a dun.
Not keen in edge or point; lacking sharpness; blunt.
Not bright or clear to the eye; wanting in liveliness of color or luster; not vivid; obscure; dim; as, a dull fire or lamp; a dull red or yellow; a dull mirror.
Heavy; gross; cloggy; insensible; spiritless; lifeless; inert.
Furnishing little delight, spirit, or variety; uninteresting; tedious; cheerless; gloomy; melancholy; depressing; as, a dull story or sermon; a dull occupation or period; hence, cloudy; overcast; as, a dull day.
konuşmak
- Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak.
- Belli bir konudan söz etmek
- Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
- Söylev vermek, konuşma yapmak.
- Konuşma dili olarak kullanmak.
- Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak.
- İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek.
- Flört etmek.
Speak to.
Confab.
