algılaştırmaDuyumsal öğeleri anlamlı yeni bir bütün olarak örgütleme ya da eski bir algıya yeni bir anlam verme.
algısal bütünlükBir varlığın, bir nesnenin, soyut özellikler ya da ayrıntılar toplamı olarak değil, tümüyle algılanmasından oluşan bütünlük. (Bir arada bulunan türlü
algısal devimsel öğrenmeSözlü olmayan nesnel bir uyaran karşısında devimsel bir tepki yapmayı öğrenme.
algısal kurguGenellikle çevreyi, belirli bir kalıba uygun olarak algılama eğilimi.
algısal öğrenmeBireyin çevresindeki nesne ve varlıkları algılayarak öğrenmesi ya da önceden öğrendiklerini yeni algılarla değiştirmesi.
algısal örüntüBiçim-fon, karşıtlık-benzerlik, türlü zaman ve uzay ilişkileri gibi öğeleri kapsayan, kendi içinde de bir bütünlüğü bulunan duyumsal veriler.
algısal tümevarımDuyusal süreçlerin tüm bir algıda yardımcı öğeleri de harekete geçirmesi. (Her engel karşısında bütün gücü ile frene basan sürücüyü görenin de aynı ka
algısal yapıAlgılamanın parçaları arasındaki ilişkiler.
alıcı sinirlerToplanan duyumları beyin özeğine ileten sinirler.
alıkAnlıksal yetersizliği en aşağı düzeyde olan (kişi).
alıklıkAnlıksal yetersizliğin en aşağı düzeyi. (Genellikle anlak bölümleri 0-30 arasında olur.)
alınganlıkKişinin, benliğine güveninin eksikliği yüzünden, kendisine yöneltilen eleştirilere aşırı tepki gösterme durumu.
alınganlık sabuklamasıBaşkalarınca yapılan davranışların kendini kötülemek ya da küçük düşürmek için yapıldığı kanısı.
alışkanlık çöküntüsüErken bunamalılarda rastlanan ve kişinin düzgülü yaşayışının belirtileri olan, temizlik, büyük ve küçük aptestin tutulması, görgü kuralları gibi alışk
alışkanlık edinmeBirtakım yalın davranışları, düzenli ve sürekli olarak yineleyecek biçimde öğrenme.
alıştırma sınırıAlıştırmanın öğretilmek isteneni öğrenmeye ya da kökleştirmeye yaramayacak duruma geldiği sınır.
alıştırma yasasıÖteki değişkenler eşit tutulursa, belirli bir iş üzerindeki uğraşının aynı iş üzerinde daha sonraki uğraşıyı kolaylaştıracağı yolundaki bir genelleme.
alkol çıldırışıAlışkanlık halinde ve aşırı derecede içki kullanmanın yarattığı ağır bir çıldırı.
alloesteziBazı duyuların gerçekten uyarılan yerde değil başka bir yerde kendini göstermesi.
almaç dizgesiCanlının kendi gövdesi ya da çevresinde baş gösteren değişmeleri alıp beyine ulaştıran dizge.
alt yan kötürümlüğüGövdenin alt yanında ya da bacaklarda baş gösteren kötürümlük.
amaç basamakları varsayımıBir canlının zaman ve yer yönünden ereğine yaklaştıkça artan bir canlılık ve hareketlilik göstereceğini ileri süren bir kuram.
amaçlı kazaBilinçaltı güdülerin etkisiyle ortaya çıkan kaza.
amaçlı unutmaBilinçte bulunması kişiyi tedirgin eden bilgi, anı ve yaşantıların baskıya alınarak bilinçaltına atılması.
amaçlılık kuramıDavranışın bilinçli ya da bilinçsiz olarak bir erek ve sonuca doğru çabalama ya da itilme özelliği gösterdiğini, bu özelliğin de salt mekanik, kimyasa
amaçlılık ruhbilimiDavranışı, mekanik ya da fizyolojik bir etkinlik değil, amaçlılık özelliği taşıyan bir etkinlik olarak ele alıp inceleyen ruhbilim türü.
ames deneyleriDerinlik algısına yol açan türlü belirtilerin gösterildiği bir dizi durum. (Çatışma durumundaki belirtiler ortadan kaldırılınca derinlik algısında tür
amnestikHafıza kaybına yol açan zehirli maddeler ve beyni etkileyen travmalar.
an olgunluğuBireyin an gelişiminde erişebileceği ortalama yetişkinlik düzeyi.
an sapıklığı varsayımıKimi ruh hastalıklarının örgensel nedenlere değil, anla ilgili işlevsel nedenlere dayandığını savunan görüş.
ana baba imgesiÇocuk ya da yetişkinin, küçüklüğünde ana babasının nasıl bir kişi olduğuna ilişkin anısından oluşan imge.
ana düşünce ölçeriYazılı bir parça içindeki ana düşüncenin anlaşılıp anlaşılmadığını değerlendiren bir ölçer.
ana izlenimlerinin etkisiAnnenin gebelik dönemindeki yaşantı, duygu ve düşüncelerinin gelişen dölütü doğrudan doğruya etkilediği kanısı. (Bilimsel dayanağı yoktur.)
ana karmaşasıKız ya da erkek çocuğun anasına karşı geliştirdiği aşırı duygusal bağlılık.
ana kuzusuAnnesi ya da onun yerine geçen başka bir yetişkine aşırı derecede bağımlı olan kişi.
anabenzerini seçmeSeveceği kişiyi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak ilk çocukluk çağlarında bağlandığı anne ya da süt annesine benzeyenlerden seçme.
anaerkil aileDöllerin, kalıt ve benzerlerinin anaya bağlı olarak işlem gördüğü bir aile türü. 2-Yetkenin anada ya da ailenin kadın başkanında toplandığı aile türü.
analık davranışıCanlı türlerinin çoğunun dişilerinde rastlanan, yavrularının bakım, koruma ve yetiştirilmesiyle ilgili olan davranış.
analık dürtüsüHerhangi bir canlı türünün dişisinin, yavrularını beslemek, barındırmak, korumak gibi davranışlarını ortaya çıkaran dürtü.
ancak izlenebilen ayrımDeneysel durumlarda, birisi, algı eşiğinin biraz üstünde olan iki uyaran arasında ayırt edilen en küçük ayrım.
ancak izlenebilen ayrım yöntemiHerhangi bir türden canlı deneklerin, nesneler ve uyaranlar arasında ayırt edebildikleri en küçük ayrımı saptamakta kullanılan bir yöntem.