gramer

1.798 anlam
  • açık eğreltileme bk. deyim aktarımı.
  • açık ünlü bk. geniş ünlü.
  • açıklama cümlesi Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler.açıklama cümlesi, bir önceki c
  • açıklayacı özne Bir cümlede özneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, vasıflandırmak veya pekiştirmek için kullanılan ve yine özne durumunda olan kelim
  • açıklayıcı Kendisinden önce gelen kelime veya kelime gruplarını daha açık ifade etmek ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler veya kelime grupları: Atat
  • açıklayıcı Kendinden önce gelen sözcüğü belirten, açıklayan sözcük veya sözcükler: Şanlı Türk bayrağı, sancağımız, törenle direğe çekildi; Atatürk, yeni Türkiye'
  • açıklayıcı dolaylı tümleç Bir cümlede asıl tümleçten sonra gelerek onu açıklayan ve aynı ad çekimi ekini almış olan kelime veya kelime grupları: Mümtaz, yukarıya, annesinin yan
  • açıklayıcı nesne Bir cümlede asıl nesneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için kullanılan ve yine nesne durumanda olan
  • açıklayıcı zarf tümleci Bir cümlede zarf tümlecinden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek ve açıklamak için kullanılan ve yine zarf durumunda olan kelime ya da kel
  • açıklayıcıdan özne Bazı tümcelerde özne görevini üzerine alan açıklayıcı: Şanlı Türk bayrağı, sancağımız, törenle direğe çekildi; Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, dai
  • açıklayıcıdan tümleç Esas tümleci açıklayan ve aynı ad durumuna girmiş bulunan tümleç : Çok sevdiğimiz yuvamızı, evimizi yıktılar; Çabucak özlediği oğlundan, Ali'sinden uz
  • açıklık derecesi Bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: ayar/ayar, bayan /bayan, yarın / yarın, dünya / dü
  • açıklık derecesi Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının genişlik durumu bakımından taşıdığı özellik a, e, o, ö, ünlüleri ile ı, i, u, ü ünlül
  • ad Varlıkları bildiren sözcük: Ev, kedi, Ali, Ayşe, hayal, ordu, vermek, yarış vb.
  • ad bilimi otomatik Dil biliminin adlar, özellikle kişi adları üzerinde duran ve onları köken bilgisi, tarihsel gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen dalı.
  • ad bilimi (Almanca Bezeichnungskunde, Onomasiologie; Fr. onomasiologie; İng. onomasiology) Geniş anlamıyla, adları kelime-kavram ilişkileri yönünden inceleyen b
  • ad bilimi Özel adlar üzerinde duran ve özel adları, köken bilgisi (etymologie), tarihî gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen bilim dalı. Bu bilim
  • ad cümlesi Yüklemi çekimli bir fiil değil ad veya ad soylu bir kelime olan ve cevher fiili eklerinin geniş zaman, şimdiki zaman ve geçmiş zaman çekimleri ile yar
  • ad çekimi Adlara iyelik eklerinin getirilmesi: Evim (ev-im) , evin (ev-in) , evi (ev-i) , evimiz (ev-im-iz) , eviniz (ev-in-iz) , evleri (ev-ler-i) vb.
  • ad çekimi ekleri Adların birbirleri veya fiillerle olan geçici ilişkilerini belirleyen, durum gösterme kavramını karşılamak üzere aldıkları eklerdir. Türleri ve örnekl
  • ad durumu (Derleme.. isim çekimi, ad çekimi, düşüm belirtme) Başka bir sözcükle ilgi kurmak üzere, adın, yalın olarak veya ek alarak bulunduğu durum: Ev (ev ald
  • ad durumu eki Adın başka bir sözcükle ilgi kurmak üzere aldığı ek. Türkçede kullanılan ad durumu ekleri ve değişimleri şunlardır: A) Belirtme durumu eki ve değişiml
  • ad fiil Fiilin kök ve gövdelerine getirilen belirli eklerle fiilin bir ad gibi kullanılması; ad gibi kullanılan fiil. Türkçe mAk, mA, -Iş/ -UŞ ekleriyle yapıl
  • ad fiil grubu -mAk, -mA, -Iş/-Uş ekleriyle kurulmuş ve grup sonunda yüklem görevi almış bir ad-fiil ile bunun anlamını tamamlayan özne, nesne, zarf ve yer tamlayıcı
  • ad fiili bk. ek-fiil
  • ad gövdesi (Derleme, isim gövdesi) Ad veya eylem kökünden yapım ekleriyle türetilen ve ad olarak kullanılan gövde: Gözlükçülük (göz-lük-çü-lük) , sevinç (sev-inç
  • ad kökü (Derleme. isim kökü, isim soyundan kök, kök isim) Bir sözcüğün ad olan ve bölünemeyen anlamlı parçası: Ev, el, baş, araba, kanat vb.
  • ad soylu kelime Bir oluş veya kılışı bildiren fiiller dışında kalan ad, sıfat, zamir, edat, zarf, bağlaç ve ünlem türündeki bütün kelimelere verilen genel ad; adın ge
  • ad soylu sözcük Ad durumlarından birine girebilen ve tümcede ad gibi görev alan sözcük: Eve gitmek, güzele bakmak, kendine güvenmek vb.
  • ad tabanı Ad veya fiil kök ve gövdelerinden yapım ekleri ile türetilen ad: korkunç/</kork-unç, yerli<yer+li, basın<bas-ın, tarım<tarı-m, gözcü<gö
  • ad tamlaması (Derleme. ad tümlemesi, isim tamlaması, isim takımı, izafet ilgisi) İki veya daha çok addan kurulmuş tamlama: Evin kapısı, bahçenin duvarı, anne sevgi
  • ad tümcesi (Derleme. isim cümlesi, isimcil cümle) Yüklemi ekeylemle kurulan tümce Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymakt
  • adad ı rütbiye bk. sıra sıfatı
  • adad ı tevziiye bk. üleştirme sıfatı
  • addan ad türeten ek Adlara ve ad soylu kök ve gövdelere gelerek anlamca eskisinden farklı yeni bir anlam oluşturacak biçimde kelime türeten ek: al/al+lı, baş/baş+lık, güz
  • addan fiil türeten ek Adlara ve ad soylu kök ve gövdelere gelerek anlamca eskisinden farklı yeni bir anlam oluşturacak ve yeni bir oluş kılışa karşılık olacak biçimde fiil
  • addan türeme ad (Derleme. isimden isim, addan türemiş ad, isim soyundan isim) Ad kökünden yapım ekleriyle türetilen ad gövdesi: Arkadaş (arka-daş) , gözcülük (göz-cü-
  • addan türeme eylem (Derleme., isimden fiil, isim soyundan fiil, isimden türemiş fiil) Ad kökünden yapım ekleriyle türetilen eylem gövdesi: Evlenmek (ev-le-n-) , evermek
  • addan türeme fiil Ad kök veya gövdelerinden, addan fiil yapma ekleriyle türetilen fiil: bekleş-<bek+le-ş-, dertleş-<dert+le+ş-, susa-<su+sa-, oyna-<oy(u)n+a
  • adıl Kişi, özlük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek, varlıkların yerini tutan sözcük: Ben, sen, o, biz, siz, onlar; kendim, kendin, kendi (k
  • adıl n si (Derleme. zamir “n” si, zamir ünsüzü) Çok defa 3. kişi iyelik ekleriyle, ad durumu ekleri arasına giren ve 3. kişi adıllarıyle kullanılan -n- ünsüzü:
  • adıl tamlaması Tamlayanı adıl olan tamlama: Benim evim, senin evin, onun evi; kendi evim, kendi evin, kendi evi vb.
  • adlandırma Somut veya soyut varlıklara ve nesnelere ad verme
  • ağır eylemlik (Derleme. ağır mastar, asıl mastar) -mak (-mek) ekiyle kurulan eylemlik: Bakmak (bak-mak) , yakmak (yak-mak) , sevmek (sev-mek) , sevmemek (sev-me-mek
  • ağız atlası Bir dilin veya bir lehçenin ağızlarındaki ses bilgisi, şekil bilgisi özelliklerine ve söz varlığına göre hazırlanmış olan, bunların yayılış alanlarını
  • ağız sesi Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ses. Türkçenin bütün aslî ünlüleri ve
  • ağız ünlüsü Türkçenin bütün asli ünlüleri ağız ünlüleridir. a, ı, o, u, e, i, ö, ü.
  • ağız ünsüzü Türkçede, aynı zamanda burun yolunun da boğumlanmaya katıldığı m, n ünsüzleri dışındaki bütün ünsüzler doğrudan doğruya ağız ünsüzleridir.
  • ağızsıl bkz. ağız sesi.
  • ağızsıl ünlü geniz yoluna kaymadan çıkan ünlü: Türkçedeki a, o, u, ı, e, ö, ü, i ünlüleri.