psikoloji

2.045 anlam
  • acı çekme Üzüntü ya da büyük bunalım duygusu içinde olma.
  • acı duyarlığı Acı veren duyumları algılama gücü.
  • acı duygusu Gövdenin içi ile deri yüzeyi altında, türlü yoğunlukta yayılmış olan duyarlı sinir uçları aracılığıyle acı uyaranlarını duyma yeteneği.
  • acı verme ilkesi Karşısındakine acı verme, öldürme, yıkıp yok etme biçimindeki bilinçsiz çaba.
  • acı yitimi Acı duyumlarına karşı duyarlığın yitirilmesi.
  • acıkma Genellikle boş kalan sindirim örgeninin düzenli biçimde sıkışıp açılmasından ileri geldiği sanılan, ama öğrenme ve alışkanlıkla da ilişkisi güçlü olan
  • acıma Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü.
  • açar Yazılı bilgi ve anlak ölçerlerinde, sorulara yapılan tepkilerin hızla değerlendirilmesinde kullanılan doğru yanıtlar listesi.
  • açık davranış Dıştaki bir gözlemcinin kolayca gözleyebileceği davranış.
  • açınım Bir organizmada, yetişkinliğe kadar olan ilerleyici gelişme.
  • adamcıllık Kimi canlı türlerinde görülen, küme halinde ya da bir arada yaşama eğilimi. (Kavram içgüdüsel bir davranış anlamına alınmamalıdır.)
  • adele hissi bk. kas duyumu
  • adem i istikrar bk. duraksız devinim
  • adet kesimi Kadınlarda dölüt yapma süresinin sonu sayılan ve bazen fizyolojik ve ruhsal sıkıntılara neden olan, aylık âdetlerin kesilme dönemi.
  • adler kuramı Gerçek ya da düşsel olan, ten, tin ya da toplumla ilgili bir yetersizliğin kişide yarattığı aşağılık duygusunun sonucu olan çatışmaların, ödünleyici d
  • adler nazariyesi bk. adler kuramı
  • afekt Kişinin duygu durumunu tanımlamak için kullanılan terim.
  • afekt Temel afektler.
  • affektif Duygusal, ruhu etkileyen.
  • agulama Konuşma gelişiminde bebeğin anlamsız birtakım sesler çıkarması.
  • agulama basamağı Konuşma öğreniminde bebeklerin tek heceli sesleri yinelediği gelişim dönemi.
  • ağır işiten İşitme gücünde en çok 60 desibel dolaylarında yitimi olan (kişi).
  • ağır öğrenen İçinde bulunduğu bir topluluğun çoğunluğundan daha çok çaba ve zaman harcayarak daha az öğrenen (kişi).
  • ağır öğrenen Okul öğreniminden ancak özel eğitim koşulları altında yararlanabilecek durumda olan (geri anlaklı çocuklar).
  • ağız kösnüllüğü Emme ve benzeri ağız hareketlerinde olduğu gibi, dudakların ve ağzın iç zarının uyarılmasından doygunluk elde etme.
  • ağız kösnüllüğü (Ruhsal çözümleme) Çocuk cinselliğinin ilk gelişim basamaklarından biri. (Aşırı gelişmişağız kösnüllüğü gösterenler, yaağız kösnüllüğü gelişim düzeyin
  • ağız sadistliği (Freud) Isırma ya da ısırarak yok etmeye karşı duyulan bilinçsiz istek.
  • ağız saldırganlığı (Freud) Ağızcıl ısırma döneminin yüceltilmesi sonucu olarak saldırganlık, imrenme, hırs, başkalarını sömürme gibi kişilik özellikleri gösterme.
  • ağızcıl bağımlılık (Freud) Ana kucağında ve onun memesinden sağlanan güçlü doygunluğun verdiği güvenliği yeniden ele geçirme özlemi.
  • ağızcıl kaygı (Freud) Sevgecin ağızcıl gelişim döneminde yarattığı kaygı.
  • ağızcıl kişilik (Ruhsal çözümleme) Süt çocukluğu döneminde emzirilmeyle sağlanan haz ve doygunluğa tutkunluğun sonucu olarak geliştiği ileri sürülen bencil kişilik.
  • ağtabaka yarışması İki gözden her birinin ayrı ayrı alanlara bakması sonucu olarak birleştirici bir tasarımın gelişmemesi yüzünden renklerin düzensiz görünmesi.
  • ahlakı karakter bk. törel kişilik
  • aidiyet kanunu bk. ilişkinlik yasası
  • aile salkımı Aile üyelerinin sayı, yaş, cinsellik, kişilik özellikleri ile bireyler arasındaki bağların durumunu gösteren salkım biçiminde yapılmış şema.
  • akçıllık Kalıtımsal nedenlerle saç, deri, iris ve göz akının doğuştan renksiz olma durumu.
  • aklı bkz. ussal
  • aktarma direnci (Ruhsal çözümleme) Aktarma konusu olan duygulardan kimilerini baskı altına alma.
  • alan bölgeleri Ruhsal bir alanda her noktası, büyüklüğü ve yönü açısından belirlenmiş olan bölgelerden her biri.
  • alan kuramı Davranışı fizikte olduğu gibi, olumlu ve olumsuz güçlerin etkileştiği bir alana benzeterek açıklamaya çalışan bir kuram. (Bu kuramı biçimcilerden K. L
  • alan yapısı Davranışı oluşturduğu ileri sürülen ruhsal alanın içerdiği güçler ve bunların birbiriyle olan ilişkilerinden kurulu yapı.
  • alan yılgısı Alan, park, sokak gibi açık yerlerden duyulan ürkeklik hastalığı.
  • alfa varsayımı Bir tepkiyi ortaya çıkaran uyarımın yinelenmesi durumunda aynı tepkinin kendini göstermesi olasılığının güçlü olduğu varsayımı.
  • algedonik Hem zevk hem de acıyla ilgili olan.
  • algı alanı Belirli bir süre içinde deneğin ayırt edici tepkiler yapabildiği çevre, özellik ve varlıkların tümü.
  • algı dayanağı Bir eylem, inanç ya da düşüncenin altında yatan, bunlara yön ve anlam vererek denetçi ve sınırlayıcı görevi yapan değerler ve anlamlar dizgesi.
  • algı süresi Algının gerçekleşmesi için beyin süreçlerinin gerektirdiği süre.
  • algılama Duyu örgenleri yoluyle, çevrede var olan nesne ve olayların bilincine varma.
  • algılama sağırlığı Sesin kemikle ya da düzgülü yoldan iletiminin bir parçasının ya da tümünün bozulması nedeniyle ortaya çıkan sağırlık.
  • algılanamaz Var olan koşullar altında duyu örgenleri ile ayırt edilemeyecek denli belirsiz olan.