el ne demek?

  1. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.

    El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk.

    Z. O. Saba
  2. Sahiplik, mülkiyet.
  3. Kez, defa.
  4. İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
  5. Yönetim, baskı, etki.
  6. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
  7. Aracı, vasıta.
  8. Yabancı, yakınların dışında kalan kimse

    Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır!

    Halk türküsü
  9. Ülke, yurt, il

    Çöller, Yemen ellerinden betermiş.

    A. Gündüz
  10. Halk, ahali.
  11. Oba, aşiret

    Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir.

    Dadaloğlu
  12. Batı Samileri'nin en önemli totemi
  13. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
  14. Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
  15. (en)Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
  16. (en)Electrical System Inoperable.
  17. (en)Elisp source code file.
  18. (en)G-d, god.
  19. (en)The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
  20. (en)Hands.
  21. (en)Pud.
  22. (en)The chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal.
  23. (en)The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
  24. (en)ELISA.
  25. (en)Elixir.
  26. (en)Hand.
  27. (en)Hand-operated.
  28. (en)Hand-held.
  29. (en)Fist.
  30. (en)Flapper.
  31. (en)One shot.
  32. (en)Other person.
  33. (en)A, one, some, any.
  34. (en)Manual.
  35. (en)Mitt.
  36. (en)Range.
  37. (en)Round.
  38. (en)Stranger.
  39. (en)People.
  40. (en)Country.
  41. (en)Power.
  42. (en)Control.
  43. (en)Assistance.
  44. (en)Deal.
  45. (en)Possession.
  46. (en)Ownership.
  47. (en)Alien.
  48. (en)Grip.
  49. (en)Move.
  50. (en)Stock.
  51. (en)Angular distance above the horizon.
  52. (en)An electric elevated railway.
  53. (en)Elevation.
  54. (en)Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications.
  55. (en)Elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
  56. (en)Executive Level.
  57. (en)Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  58. (en)East Indian.
  59. (en)The, a definite article, in Spanish.
  60. (en)Equivalent lot.
  61. (en)Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual.
  62. (fr)Main
  63. Elevated railway
  64. [el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu

el

  1. (enzyme-linked immunoabsorbent assay) ELISA, (Tıp) belirli virüs ya da bakterilere antikorlar belirlemek için kullanılan kan tahlili (başlangıç HIV tarama testi olarak kullanılan)

el açmak

  1. Dilenmek
  2. (iskambil) kâğıt açmak.
  3. Başkasının yardımını isteyecek durumda olmak
  4. (en)Cadge.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

elel açmakel adamıel ağzına bakan, karısını tez boşarel alel alameinel alemel aletiel alıcısıel alışkanlığıee 6 banyoe 6 prosese ağe boat
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın