toplumbilim terimleri

835 anlam
  • azel Siyasal ekonomide az sayıda anamalcının ekonomik yaşama egemen olduğu, henüz tamamlanmamış tekel düzeni.
  • azgelişmiş ülke bkz. gelişmemiş ülke.
  • azınlık kümesi Bir toplumda çoğunluğunkinden ayrı budunbilimsel, ekinsel özelliklerle birbirine bağlı bireylerden oluşan ikincil küme.
  • babasanlılık Doğan çocuğa babasının ya da baba soyundan başka yakınlarının adının verildiği evlilik düzeni.
  • babasoyluluk Soyun, kalıtın ya da orunun yalnızca ya da öncelikle erkek üye yoluyla belirlendiği aile düzeni.
  • babayerlilik Evlenen çiftin kocanın babasının oturduğu yerde oturmasını öngören evlilik düzeni.
  • bakış çerçevesi Bir bireyin ya da toplumsal kümenin, içinde bulunduğu toplumsal gerçekliği algılayışını belirleyen kavramlar bütünü.
  • baldızalma Bir erkeğin karısı sağken ya da öldükten sonra, karısının küçük kız kardeşlerinden biri ya da birkaçı ile evlenebilmesinin ya da evlenmesi gerektiğini
  • basit içtimaiyatçılık bk. yalınkat toplumbilimci lik
  • baskı grubu bk. baskı kümesi
  • baskı kümesi Yöneticileri ya da önderleri aracılığıyla hükümeti yada başka toplumsal kümeleri etkileyerek üyelerinin ortak çıkarlarını gerçekleştirmeyi ve korumayı
  • baskı yönetimi Herhangi bir denetimle sınırlanmış olmayan bir devlet başkanının başına buyruk kişisel yönetimi.
  • baskıcı etkileyim Bireyler, toplumsal kümeler ya da toplumlar arasında erk kullanma yoluyla astlık-üstlük ilişkileri kuran, astın yapısı, işleyişi ve amaçlarının üstçe
  • basmakalıp yargı Bireyler, toplumsal kümeler ya da toplumsal kurumlar üzerine genellikle sözlü olarak verilen duygusal yüklü yalınkat, ortaklaşa yargı.
  • başarı güdüsü Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü.
  • başkaları kümesi bkz. onlar kümesi.
  • bebek ölümü oranı Bir yıl içinde görülen bir yaşından küçük çocuk ölümü sayısının o yılki canlı doğan çocuk sayısına oranı.
  • bediı mefukre bk. güzelduyusal ülkü
  • beklenen ömür bk. beklenimli yaşam süresi
  • beklenimli yaşam süresi Belli bir yaştaki insanların belli bir zaman noktasında, ortalama daha kaç yıl yaşıyacağını gösteren ve sayılama yoluyla saptanan sayı.
  • benzerlik dayanışması (Durkheim) Bir toplumun, üyelerinin birbirine benzer olmasına dayalı uyumluluğu.
  • besleyici yankı Özdevimsel düzenlemelerde, iletişimde ve bilgisayım uygulayımında olduğu gibi canlı doğası ve toplumda da kullanılan değişik denetleme düzenlemelerini
  • beşerı coğrafya bk. insancoğrafyası
  • beşeriye bk. insanbilimcilik
  • beyaz yaka suçları Kimi orta ve büyük kentsoylu tabaka üyelerinin işlerini alışılmış biçimde yürütmeleri sırasında işledikleri suçlar. (Haksız kazanç sağlamak üzere göre
  • biçim ve içerik Toplumsal gerçekliğin birbirinden ayrılmaz, birbirine bağımlı iki yanı. bkz. biçim, içerik.
  • bilafasıla temadi bk. kesintisiz süreklilik
  • bileşik küme İki ya da daha çok sayıda alt kümeden oluşan, içindeki ilişkiler yalnız bireyler ile bütün küme arasındakilerle sınırlı olmayıp, alt kümeler arasındak
  • bilimlerin sınıflandırılması İncelediği konuların özelliğine ve aralarındaki bağı gösteren ilkelere göre, bilimlerin karşılıklı bağımlılığının, her birinin bilgi düzeni içindeki y
  • bilimsel öngörü Daha gözlemlenmemiş yada denenmemiş olan doğal ve toplumsal olayların, kuramsal ve deneysel verilere, gelişmenin nesnel yasalarına dayanılarak önceden
  • bilimsel özgürlük Bilim adamlarının herhangi bir karışma olmaksızın araştırma yapma, düşüncelerini üniversite içinde ve dışında yayma hakkı; böylece bilimin donmasının
  • bireycilleşme Bireyleri belli toplumsal kümelere bağlayan bağların zayıflaması ya da ortadan kalkması.
  • bireye tapınma Bir yönetici ya da önderin yetkesine sorgusuz- sınırsız saygı gösterme.
  • bireye tapınma Bir yönetici ya da önderin gerçek değerini abartma.
  • birikte oturma bkz. geniş aile.
  • birincil yakınlar Bir çekirdek ailenin üyeleri olan bireyler.
  • biz kümesi Bütün üyeleri kendi kendilerini sıkı sıkıya dayanışma içinde duyan insan kümesi.
  • boşanma nisbetleri bk. boşanma oranları
  • boşanma oranları Belli bir toplum ya da toplumsal kümede, beli bir dönemde görülen boşanma olaylarının belli bir temele göre (örneğin o dönemdeki evli çift sayısına, e
  • bozulma bölgesi Konutların ve öbür toplumsal hizmetlerin düşük nitelikli olduğu, insanları arasında da hırsızlık, saldırı, cinsel sapma ve sapıtmalar gibi türlü toplu
  • bölgesel azgelişme Bir ülkede, bir ya da birden çok kimi bölgelerin tarihsel, coğrafyasal, ekonomik vb. nedenlerle başka bölgelerden daha az ve onların gelişimine yaraya
  • budun bencilliği Kendi ırkını, ulusunu, toplumunu ya da toplumsal kümesini başkalarınınkinden ayırarak üstün sayma ve onları aşağı görerek kendininkine bağımlı kılmayı
  • burjuva ihtilali bk. kentsoylu devrimi
  • bürokrasi bk. genörgütsel yönetim
  • büyükoğul önceliği En büyük oğulun, yaşça en büyük başka bir kalıtçının kalıt üzerinde tek başına ya da öncelikle hakkı olmasını öngören toplumsal kurum.
  • büyüleyici önder Büyüleyici gücü ve etkisi olan önder.
  • büyüleyici yetke Kaynağını ve yasallığını iyesinin olağan üstü kişilik gücünden alan yetke.
  • büyüleyim Bir toplulukta, bir toplumda, üyelerin yönetici kişide (yada kişilerde) bulunduğuna inandıkları olağanüstü yetenek, güç, etkileyicilik niteliklerinin
  • canlı doğum Canlı olarak doğan bebek.
  • cedid ve atik bk. yeni ve eski