azınlık kümesiBir toplumda çoğunluğunkinden ayrı budunbilimsel, ekinsel özelliklerle birbirine bağlı bireylerden oluşan ikincil küme.
babasanlılıkDoğan çocuğa babasının ya da baba soyundan başka yakınlarının adının verildiği evlilik düzeni.
babasoylulukSoyun, kalıtın ya da orunun yalnızca ya da öncelikle erkek üye yoluyla belirlendiği aile düzeni.
babayerlilikEvlenen çiftin kocanın babasının oturduğu yerde oturmasını öngören evlilik düzeni.
bakış çerçevesiBir bireyin ya da toplumsal kümenin, içinde bulunduğu toplumsal gerçekliği algılayışını belirleyen kavramlar bütünü.
baldızalmaBir erkeğin karısı sağken ya da öldükten sonra, karısının küçük kız kardeşlerinden biri ya da birkaçı ile evlenebilmesinin ya da evlenmesi gerektiğini
baskı kümesiYöneticileri ya da önderleri aracılığıyla hükümeti yada başka toplumsal kümeleri etkileyerek üyelerinin ortak çıkarlarını gerçekleştirmeyi ve korumayı
baskı yönetimiHerhangi bir denetimle sınırlanmış olmayan bir devlet başkanının başına buyruk kişisel yönetimi.
baskıcı etkileyimBireyler, toplumsal kümeler ya da toplumlar arasında erk kullanma yoluyla astlık-üstlük ilişkileri kuran, astın yapısı, işleyişi ve amaçlarının üstçe
basmakalıp yargıBireyler, toplumsal kümeler ya da toplumsal kurumlar üzerine genellikle sözlü olarak verilen duygusal yüklü yalınkat, ortaklaşa yargı.
başarı güdüsüHerhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü.
beklenimli yaşam süresiBelli bir yaştaki insanların belli bir zaman noktasında, ortalama daha kaç yıl yaşıyacağını gösteren ve sayılama yoluyla saptanan sayı.
benzerlik dayanışması(Durkheim) Bir toplumun, üyelerinin birbirine benzer olmasına dayalı uyumluluğu.
besleyici yankıÖzdevimsel düzenlemelerde, iletişimde ve bilgisayım uygulayımında olduğu gibi canlı doğası ve toplumda da kullanılan değişik denetleme düzenlemelerini
beyaz yaka suçlarıKimi orta ve büyük kentsoylu tabaka üyelerinin işlerini alışılmış biçimde yürütmeleri sırasında işledikleri suçlar. (Haksız kazanç sağlamak üzere göre
biçim ve içerikToplumsal gerçekliğin birbirinden ayrılmaz, birbirine bağımlı iki yanı. bkz. biçim, içerik.
bileşik kümeİki ya da daha çok sayıda alt kümeden oluşan, içindeki ilişkiler yalnız bireyler ile bütün küme arasındakilerle sınırlı olmayıp, alt kümeler arasındak
bilimlerin sınıflandırılmasıİncelediği konuların özelliğine ve aralarındaki bağı gösteren ilkelere göre, bilimlerin karşılıklı bağımlılığının, her birinin bilgi düzeni içindeki y
bilimsel öngörüDaha gözlemlenmemiş yada denenmemiş olan doğal ve toplumsal olayların, kuramsal ve deneysel verilere, gelişmenin nesnel yasalarına dayanılarak önceden
bilimsel özgürlükBilim adamlarının herhangi bir karışma olmaksızın araştırma yapma, düşüncelerini üniversite içinde ve dışında yayma hakkı; böylece bilimin donmasının
bireycilleşmeBireyleri belli toplumsal kümelere bağlayan bağların zayıflaması ya da ortadan kalkması.
bireye tapınmaBir yönetici ya da önderin yetkesine sorgusuz- sınırsız saygı gösterme.
bireye tapınmaBir yönetici ya da önderin gerçek değerini abartma.
boşanma oranlarıBelli bir toplum ya da toplumsal kümede, beli bir dönemde görülen boşanma olaylarının belli bir temele göre (örneğin o dönemdeki evli çift sayısına, e
bozulma bölgesiKonutların ve öbür toplumsal hizmetlerin düşük nitelikli olduğu, insanları arasında da hırsızlık, saldırı, cinsel sapma ve sapıtmalar gibi türlü toplu
bölgesel azgelişmeBir ülkede, bir ya da birden çok kimi bölgelerin tarihsel, coğrafyasal, ekonomik vb. nedenlerle başka bölgelerden daha az ve onların gelişimine yaraya
budun bencilliğiKendi ırkını, ulusunu, toplumunu ya da toplumsal kümesini başkalarınınkinden ayırarak üstün sayma ve onları aşağı görerek kendininkine bağımlı kılmayı
büyükoğul önceliğiEn büyük oğulun, yaşça en büyük başka bir kalıtçının kalıt üzerinde tek başına ya da öncelikle hakkı olmasını öngören toplumsal kurum.