yalnız çocukPek az toplumsal etkileşmeden geçerek büyüyen, bu yüzden tutum ve anlayışı toplumsallaşmış bir yaşıtınınki gibi olmayan çocuk.
yansıma kuramıBilginin nesnel gerçekliğin insan beynindeki yansıması olduğunu, ancak insan bilgisinin de nesnel gerçeği yalnız yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda onu
yapılaşmamış davranışToplumsal düzgülere göre biçimlenmiş ya da örgütlenmiş olmayan, bu yüzden öngörülme olanağı vermeyen insan davranışı.
yaratıcı çalışmaİnsan çalışmasının gereçlerde, bilimde, sanatta ve öbür çalışma alanlarında yeni. ve özgen şeyleri ortaya çıkarması.
yardımlaşmacılık1-(Dar ekonomik anlamında) İşleyim, tarım, bankacılık vb. alanlarda yardımlaşma dernekleri kurmaya yönelik elbirlikçilik akımı. 2- (Geniş anlamında) H
yasak hısımla sevişmeBir toplumun yerleşmiş törelerine göre evlenmeleri yasak olan hısımların aralarında cinsel ilişki kurmaları.
yasanlılıkToplumsal düzenlerin, insan eylemlerinin, örgensel yapıların vb. karmaşık nedensellik bağlantılarındaki ve yasalılık gösteren gelişmelerindeki yön bel
yaş dağılımıBir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.
yaş katmanıÜyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimb
yaş kümesiÜyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme.
yaşam aşamalarıBireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların içinden geçtikleri belli başlı bunalımlı değişim dönemleri.
yaşama düzeyiBelli bir toplumda ya da toplumsal kümede ulaşılmış bulunan tüketim düzeyi.
yaşama ölçünüBelli bir toplumda ya da toplumsal kümede ulaşılmak istenen tüketim düzeyi.
yaşlıerkiEn yaşlı erkeklerin yönetici oldukları toplumsal düzen.
yatay kümeÜyeleri aynı toplumsal sınıf ya da katmandan gelen toplumsal küme.
yatay toplumsal devingenlikBireylerin, toplumsal kümelerin ya da uygarlık öğelerinin saygınlık sıralaması bakımından önemli bir değişmeye uğramaksızın bir yerden bir başka yere
yaymacaBir düşünceyi, bir kanıyı, savunanların çıkar ya da görüşlerine uygun düşecek biçimde ve yandaşlarını çoğaltmak amacıyla söz ya da başka araçlarla kam
yazçizcilikKamu kuruluşlarının ve büyük çaplı özel işletmelerin yönetimindeki görevlilerin, katı kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, sorumluluk üstlenmekten kaçınma
yeni ve eskiToplum yaşamında, çatışmaları değişme ve gelişmenin itici gücünü oluşturan iki karşıt güç ve eğilim.
yerel kümeGenellikle yerleşme yeri özdeş olan ve yüz yüze ilişkiler içinde bulunan kişilerden oluşan toplumsal küme.
yeteneklerGeniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri.
yeteneklerDar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.
yoksulluk düzeyiBir birey yada ailenin bağımsız varlığını sürdürebilmesi için zorunlu olan en az ölçüde bile yeme, giysi ve barınma araçları sağlıyamaması durumu.
yol töreBir toplumu ya da toplumsal kümeyi başkalarından ayrımlı kılan ekinsel özelliklerin topu.
yöneşme savıAyrı bölgelerde benzer ya da koşut ekinsel özelliklerin birbirlerinden bağımsız olarak, değişik yollardan oluşup geliştiğini savunan görüş.
yurttaş özgürlükleriKişilerin istediği ya da onlara tanınmış olan konuşma, yazma, yayınlama, toplanma, gezme, örgütlenme özgürlükleri.
yüz yüze ilişki kümesiÜyeleri arasındaki etkileşmenin yüz yüze ilişkiler yoluyla gerçekleştiği toplumsal küme.
zihnı bozuklukBireyin kişiliğinin toplumsal ve ruhsal çevresine uyum sağlayamaması, fiziksel ya da toplumsal-ruhsal açıdan bunalıma girerek çözülmesi durumu.
zorbalık yönetimiSiyasal erki herhangi bir yolla ele geçiren kişi ya da toplumsal kümenin bu erki başına buyruk, baskıcı ve genellikle acımasız bir biçimde uyguladığı
zorunluluk ve rastlantıÖzdeksel dünyadaki -dolayısıyla toplum yaşamındaki- nesnel bağlantı türleri, bkz. zorunluluk, rastlantı.