toplumbilim terimleri
835 anlam- toplumsal uyaran Bireylerin birey olarak değil de belli bir toplumsal kümenin üyesi olarak belli bir tepkide bulunmalarına yol açan uyaran.
- toplumsal uyma Bireyler, toplumsal kümeler, ekin öğeleri ve ekinlerin kendi içlerinde ya da birbirleriyle ilişkilerinde karşılıklı uyma ve erinç sağlamaya yönelik sü
- toplumsal uyuşma Belli bir toplumu ya da toplumsal kümeyi oluşturan bireylerin düşünce, duygu, eylem uyarlığı, bkz. toplumsal dayanışma.
- toplumsal uzaklık Aşağı ve yukarı toplumsal yerlerde sayılan bireyler, toplumsal kümeler arasında iletişimin ve etkileşmenin türlü ekinsel etkenlerle kısıtlanması, enge
- toplumsal varlık Toplumsal bilincin dışında, ondan bağımsız olarak var olan; malların üretilmesini, üretim süreci içinde insanlar arasındaki ilişkileri içeren özdeksel
- toplumsal yalıtlanma Toplumsal kümelerin toplumsal, ekonomik, ekinsel etkenler nedeniyle birbirlerinden kopmaları.
- toplumsal yaptırım Bir toplumda, bir toplumsal kümede benimsenen, ya da karşı çıkılan davranış biçimlerine gösterilen onaylayıcı ve ödüllendirici ya da suçlayıcı ve ceza
- toplumsal yasama Sınıf, yaş, cinsellik, ırk, fiziksel ya da ansal bozukluk vb. etkenler dolayısıyla sağlıklı ve insana-yaraşır yaşama düzeyi elde edemeyen birey ya da
- toplumsal yaş Kişilerin toplumsal-ekonomik çevreleri içinde elde ettikleri ya da onlara tanınan işpayları.
- toplumsal yeniden örgütlenme Bir toplumsal kümede ya da bir toplumda insan ilişkilerinin yeni nesnel koşulların gerekli kıldığı biçimde düzenlenmesi.
- toplumsal yer Bir bireyin, bir toplumsal kümenin yada bir toplumun başka bir birey, küme yada topluma göre bulunduğu ekonomik, ekinsel durum.
- toplumsal yığın Örgütlü örgütsüz, bağdaşık ayrışık her türlü insan kümesi.
- toplumsal yoğunluk (Durkheim) 1- Nüfus yoğunluğu, kentlerin oluşumu -gelişimi, iletişim araçlarının sayısı ve hızı ile belirlenen özdeksel yoğunluk. 2- Ekonomik ve toplu
- toplumsal zorlama bkz. toplumsal denetim,
- toplumsal zümreler Daha çok kölelik ve derebeylik düzenlerinde görülen, üyeliği kalıtsal-yolla geçen toplumsal sınıflar.
- tümdengelimci yöntem Yalnızca tömdengelim yordamları ile iş gören bilimsel uslamlama yöntemi.
- tümsel gelişim Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.
- türlerin oluşumu yasası Her örgenliğin, bireysel gelişim sürecinde atalarının evrimleri boyunca edindikleri kimi özellik ve ayırıcı nitelikleri yinelediğini dile getiren diri
- tüze toplumbilimi Tüze kural ve kurumlarının toplum bütünü içindeki yeri ile oluşum, işleyiş ve değişimini düzenlilikleri içinde inceleyip açıklamayı amaçlayan toplumbi
- ufkı içtimaı hareketlilik bk. yatay toplumsal devingenlik
- uğraşlaşma Bir işin, onu yapan herkese kimi haklar, ödevler ve işlevler sağlanması yoluyla bir uğraş durumuna gelmesi.
- ulum i içtimaiye bk. toplumsal bilimler
- ulusal elerki Ekonomik bağımsızlık uğrunda çalışma, sömürgeciliğe karşı savaşma, geniş elerksel hak ve özgürlükleri sağlama, halkın yönetime katılması ilkeleri üzer
- umumı mana ilmi bk. genel anlambilim
- usaaykırı Düşünce ve usa karşıt, usla anlaşılamayan, mantık kavramlarıyla açıklanamayan şey.
- uyarlamacı davranış Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması.
- uygarlık bölgesi Belli bir uygarlık (ya da ekin) türünün başat durumda olduğu ve bu niteliği ile başkalarından ayırt edilen bölge.
- uygarlık çarpması İleri bir uygarlıkla ilişkiye giren ilkel uygarlık üyelerinin başlangıçta içine düştükleri ve kendi uygarlıklarının çözülmesine dek götürebilen şiddet
- uygarlık değişmesi Bir uygarlığın özdeksel ve tinsel öğelerinde iç ya da dış etkenler sonucu ortaya çıkan tikel ya da tümel değişiklikler, bkz. toplumsal değişme.
- uygulayım değişimleri İnsanın doğal ve toplumsal çevresini kendi gereksinmelerine göre kullanıp değerlendirmek amacıyla geliştirdiği yol, yöntem ve araçların tarih boyunca
- uygulayımcıerki 1-Ekonomik yaşamın ve devlet yönetiminin siyasacıların değil, uygulayımcıların ve iş adamlarının elinde olması. 2- Bu tür bir düzeni savunan görüş.
- uymacı siyasa Davranışları kurulu düzenin ölçülerinden ayrılan bireyleri ya da toplumsal kümeleri bu ölçülere uygun davranmaya yöneltmek, uymakta olanların da aykır
- uyuşturucu özdek alışkanlığı Türlü toplumsal ve ruhsal etkenler sonucu bir uyuşturucu özdeği düzenli biçimde, gönüllü olarak ve ruhsal bir bağımlılıkla (yokluğu bunalmaya yol açac
- uzvaniyet bk. örgencilik
- uzvı cemiyet nazariyesi bk. örgensel toplum kuramı
- uzvı tesanüd bk. örgensel dayanışma
- üçüncü dünya Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulun
- ümmilik nisbeti bk. abecesizlik oranı
- ütopya bk. düşülke
- varidat seviyesi bk. gelir düzeyi
- varolma savaşı (Darvincilik) Canlı örgenliklerin, yaşamlarına ve çoğalmalarına elverişsiz olan çevre etkenlerine karşı direnmesi; yaşama ve çoğalma için gerekli olan
- varsayımlı tümdengelimli yöntem Bazı önermelerin varsayımlar olarak ortaya atılması, bunların eldeki geçerli bilgilere dayanılarak doğrulanmaya çalışılması ve varılan sonucun olgular
- vatandaş hürriyetleri bk. yurttaş özgürlükleri
- vaty i maharim bk. yasak hısımla sevişme
- viyabilite canlı olarak doğmuş fetüsün yaşama şansı veya yeteneği
- vur abalıya tutumu Bir toplumsal kümenin saldırganlık eğilimini, herhangi bir toplumsal sorunun sorumlusu tuttuğu bir bireye ya da kümeye yöneltmesi.
- yahudi aleyhtarlığı bk. yahudisevmezlik
- yahudisevmezlik Bir ülke halkına genel olarak tanınmakta olan toplumsal ve yasal haklardan Yahudi kökenli yurttaşların yararlanmasına sözle ya da eylemle karşı koyma.
- yalınkat toplumbilimci lik Toplum yaşamında makinelerin, üretimin, yönetim biçiminin,ekonomi vb. nin önemini abartarak ve bütün düşünsel biçimlenmelerin uygulayımın doğrudan bir
- yalıtlanma Bireylerin ya da toplumsal kümelerin doğal-coğrafyasal etkenler nedeniyle birbirlerinden ayrılmaları.