mean holding time ne demek?

  1. Ortalama meşguliyet süresi
  2. ortalama meşguliyet süresi

ortalama

  1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı), vasati
  2. İki karşıt düşünce arasında olan, yaklaşık.
  3. Orta yerinden.
  4. Ortalamak işi.
  5. İklimbilimde, örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının, o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer.
  6. Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü.
  7. Bir ışıldağın ışıtacını, en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde, ışıldağın odak noktasına göre ayarlama.
  8. Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme. Sinem
  9. Bir göstericinin ışıtacını, resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme. Sinem./TV
  10. Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra, olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı.

mean

  1. For (sözü) (birine) yöneltmek
  2. Mekan, menzil. (Osmanlıca'da yazılışı: meân)
  3. Anlamına gelmek.
  4. Ifade etmek, mana vermek, kastetmek, demek istemek
  5. Niyet etmek, kurmak, düşünmek
  6. Kastetmek.
  7. Demek
  8. Orta, vasat
  9. Vasati, ortalama
  10. Iki şeyin ortası, vasat, orta

mean activity

  1. Ortalama etkinlik

holding

  1. Ana ortaklık.
  2. İktisadi gücün belli ellerde toplanması amacıyla hukuksal kişilik sahibi ve bağımsız olan şirketlerin hisselerini elde ederek bunları kontrol altına alan, bu şirketlerdeki yönetim kurulu üyeleri veya bu üyelerin seçilmelerini etkileyen kuruluş.
  3. İng. Bir şirketin diğer bir şirkete, onun idaresine hakim olacak oranda iştirak etmesini ifade eden hukuki alaka.
  4. (en)Tenure; a farm or other estate held of another.
  5. (en)That which holds, binds, or influences.
  6. (en)Grabbing and holding onto an opponent or the opponent's stick; incurs a minor penalty.
  7. (en)Using your hands on an opponent or the opponent' equipment to impede your opponent's progress.
  8. (en)When a parachute is flying directly into the ambient wind, it is said holding See running and crabbing.
  9. (en)When you use your hands to grab your opponent or his or her stick A minor penalty.
  10. (en)Using the hands or arms to impede an opponent's movements A personal foul, and the penalty is a direct free kick.

time

  1. Kez, defa.
  2. Zamanlamak; (belirli bir zamana) denk getirmek, rastlatmak, (belirli bir zamana göre) ayarlamak, planlamak.
  3. Vakit, zaman
  4. Ayarlamak, kurmak, zamanlama yapmak, saat tutmak, süre tutmak, temposunu belirlemek, tempo tutmak
  5. Saat tutmak
  6. Ayarlamak
  7. Uydurmak
  8. Tempo tutmak.
  9. Süre, müddet
  10. Devir, devre

Türetilmiş Kelimeler (bis)

meanmean activitymean annual rangemean annual temperaturemean anomalymean arterial pressuremean averagemean businessmean caloriemean circulatory filling pressuremeabmeabidmeadmeadibmeadinholdingholding a straight courseholding anodeholding areaholding bankacılığıholding beamholding boltholding by forceholding companiesholding companyholdhold a brief for smbhold a brief for smb.hold a child back a yearhold a crowd back
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın