fevk at tabia ne demek?
- Bk. doğaüstü
doğaüstü
- Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.
- Doğanın üstünde olan.
- Doğa yasalarına bağlı olmayan.
- Doğa gerçekleriyle açıklanamayan.
Supernatural.
Metaphysical.
Preternatural.
Superphysical.
Unearthly.
Occult.
fevk
- Üst
- Yukarı.
- Üst. Üst taraf. Yüksek derece. Yukarı.
Superior, higher in rank or position.
fevkalade
- Bkz. olağanüstü
- Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik
- Aşırı, çok fazla
- "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz.
- Adetin fevkinde. Ayrıca, hususi surette. Bilinenlerin üstünde. Müstesna ve yüksek bir surette. (Osmanlıca'da yazılışı: fevkalâde)
Extraordinary.
Marvellous.
Marvelous.
Remarkable.
Exceptional.
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
taba
- Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.
- Bu renkte olan.
- Bulaşmak.
- Bir kere basılma. (Osmanlıca'da yazılışı: tab'a)
Rust.
Brick-red.
Tobacco-coloured.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
fevkfevkaladefevkalade amortismanfevkalade bütçefevkalade halfevkalade ihtiyatlarfevkalade kazafevkalade mükemmelfevkalade parlaklıkfevkalade umumı heyetfevfevahişfevaidfevaidi memulefevaihatat a clipat a crossroadsat a discountat a distanceat a draughtat a fearful rateat a full gallopat a gallopat a glanceaa 1a alfa lipoproteinemia b basımıa b c basımı
