defile yapmak ne demek?
Model
model
- Resim, heykel vb. şeyler yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek.
- Bir özelliği olan nesne veya kişi.
- Bir sanatçıya poz veren kimse.
- Biçim.
- Örnekleri içinde toplayan dergi.
- Otomobil vb.nde tip
- Benzer, örnek.
- Örnek olmaya değer kimse veya şey.
- F formülü I yorumu altında doğru ise I yorumu F formülü için birmodeldir, formülünmodeli.
- Bk. örnek
defile
- Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri, giyim gösterisi
Spot, stain, or pollute; 'The townspeople defiled the river by emptying raw sewage into it'.
Fashion show.
To march off in a line, file by file; to file off.
Same as Defilade.
Any narrow passage or gorge in which troops can march only in a file, or with a narrow front; a long, narrow pass between hills, rocks, etc.
The act of defilading a fortress, or of raising the exterior works in order to protect the interior.
See Defilade.
To make foul or impure; to make filthy; to dirty; to befoul; to pollute.
To soil or sully; to tarnish, as reputation; to taint.
defiled
- Kirlenmiş, kutsallığı bozulmuş; ahlaki açıdan kötü veya ahlaksız hale getirilen; ahlaksız, bozuk veya kirli hale getirilen; saflığı bozulmuş olan (örneğin, "Kutsallığı bozulmuş kilise")
- Kirletmek, lekelemek; bozmak; kötüye kullanmak; tek sıra halinde yürümek
yapmak
- Yol almak
- Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak
- Salgılamak, çıkarmak
- Dışkı çıkarmak
- Gerçekleştirmek
- Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek
- Evlendirmek
- Bir durum yaratmak
- Edinmek, sahip olmak
- Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek
Türetilmiş Kelimeler (bis)
defiledefileddefilementdefiladedefidefi bela kabilindendefi cudefi hacetdefi hacet etmekdefdef jamdefadefaatdefaatleyapmakyapmak istemekyapmak istememekyapmak pek de kolay değilyapmak üzereyapmak üzere olmakyapmak yada bozmakyapmak zorunda kalmakyapmakla meşgul olmakyapmakla şeref duymakyapmayapma aydınlatmayapma beyapma bebekyapma bezem
