düş görmek ne demek?

  1. Rüya görmek.
  2. (en)To have a dream.

rüya

  1. Düş
  2. Gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal
  3. Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut.
  4. Düş.
  5. Hayal; umut.
  6. 1. uyku sırasında görülen şey, düş. 2. hayal, umut.
  7. (Rü'ya) Uykuda görülen misali alem. Düş.(Hayalatlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkiki bir surette mevzubahs etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden; o cüz'i hadise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait ilmi ve düsturi olarak altı nükte-i hakikatı, ayat-ı Kur'aniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz.Birincisi: Sure-i Yusuf'un mühim bir esası, rüya-yı Yusufiye olduğu gibi; $ ayeti misillü çok ayetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatlar var olduğunu gösterir.İkincisi: Kur'an ile tefe'üle ve rüyaya itimada ehl-i hakikat tarafdar değiller. Çünki Kur'an-ı Hakim, ehl-i küfrü kesretle ve şiddetli bir tarzda vuruyor. Tefe'ülde, kafire ait şiddeti, tefe'ül eden insana çıktığı vakit, yeis veriyor; kalbi müşevveş ediyor. Hem rüya dahi hayr iken, bazı aks-i hakikatla göründüğü için şer telakki edilir, yeise düşürür, kuvve-i maneviyeyi kırar, su'-i zan verir. Çok rüyalar var ki: Sureti dehşetli, zararlı, mülevves iken; tabiri ve manası çok güzel oluyor. Herkes rüyanın suretiyle manasının hakikatı mabeynindeki münasebeti bulamadığı için; lüzumsuz telaş eder, me'yus olur, keder eder.Üçünc--uşu--: Hadis-i sahih ile nübüvvetin kırk cüz'ünden bir cüz'ü nevmde rüya-yı sadıka suretinde tezahür etmiş. Demek rüya-yı sadıka hem haktır, hem nübüvvetin vezaifine taalluku var. Şu üçüncü mes'ele, gayet mühim ve uzun ve nübüvvetle alakadar ve derin olduğundan, başka vakte talik ediyoruz; şimdilik o kapıyı açmıyoruz.Dördünc--uşu--: Rüya üç nevidir: İkisi, tabir-i Kur'an'la $ da dahildir; tabire değmiyor. Manası varsa da ehemmiyeti yok. Ya mizacın inhirafından kuvve-i hayaliye şahsın hastalığına göre bir terkibat, tasvirat yapıyor; yahut gündüz veya daha evvel, hatta bir-iki sene evvel aynı vakitte başına gelen müheyyic hadisatı, hayal tahattur eder; ta'dil ve tasvir eder, başka bir şekil verir. İşte bu iki kısım $ dır, tabire değmiyor. Üçüncü kısım ki, rüya-yı sadıkadır. O, doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki latife-i Rabbaniye alem-i şehadetle bağlanan ve o alemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla, alem-i gayba karşı bir münasebet bulur; bir menfez açar. O menfez ile, vukua gelmeye hazırlanan hadiselere bakar ve Levh-i Mahfuz'un cilveleri ve mektubat-ı kaderiyenin nümuneleri nevinden birisine rastgelir, bazı vakıat-ı hakikiyeyi görür. Ve o vakıatta, bazan hayal tasarruf eder, suret libasları giydirir. Bu kısmın çok envaı ve tabakatı var. Bazı aynen gördüğü gibi çıkar, bazan bir ince perde altında çıkıyor, bazan kalınca bir perde ile sarılıyor.Hadis-i Şerifte gelmiş ki: Resül-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ın bidayet-i vahiyde gördüğü rüyalar; subhun inkişafı gibi zahir, açık, doğru çıkıyordu.Beşincisi: Rüya-yı sadıka, hiss-i kablelvukuun fazla inkişafıdır. Hiss-i kablelvuku ise, herkeste cüz'i-külli vardır. Hatta hayvanlarda dahi vardır.Altıncısı ve en mühimmi: Rüya-yı sadıka benim için hakkalyakin derecesine gelmiş ve pek çok tecrübatımla, kader-i İlahinin her şeye muhit olduğuna bir hüccet-i katı' hükmüne geçmiştir. Evet bu rüyalar, benim için hususan bir birkaç sene zarfında o dereceye gelmiştir ki; mesela: Yarın başıma gelecek en küçük hadisat ve en ehemmiyetsiz muamelat ve hatta en adi muhaverat yazılı olduğunu ve daha gelmeden muayyen olduğunu ve gecede onları görmekle, dilim ile değil, gözüm ile okuduğum bana kat'i olmuştur. Bir değil, yüz değil, belki bin def'a; gecede, hiç düşünmediğim halde gördüğüm bazı adamlar veyahut söylediğim mes'eleler, o gecenin gündüzünde, az bir tabir ile aynen çıkıyor. Demek en cüz'i hadisat vukua gelmeden evvel hem mukayyeddir, hem yazılmıştır. Demek tesadüf yok, hadisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir. M.)
  8. (en)Dream.

düş gücü

  1. Hayal gücü.
  2. (en)Imagination.

düş azması

  1. Uykuda sperma boşalması, ihtilam.
  2. (en)Nocturnal emission.

görmek

  1. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
  3. Yanına gidip konuşmak.
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
  6. Yapmak, etmek.
  7. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak.
  8. Almak.
  9. (en)Transact.
  10. (en)Observe.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

düş gücüdüş azmasıdüş bakısıdüş çalışmasıdüş eylemekdüşdüş kırıklığıdüş kırıklığına uğramakdüş kırıklığına uğramışdüş kırıklığina uğratmakdüabedüaldüalemdüalistgörmekgörmek istiyorumgörmegörme açısıgörme alanıgörme alanının eşdeğer ışıklılığıgörme bozukluğugörgör bakgör işit araçlarıgör işit gereçlerigör ödegöbgöbbasangöbbengöbeçgöbede
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın