eğitim terimleri

2.508 anlam
  • bireysel oyun Çocuğun, arkadaşa gerekseme duymadan kendi kendine oynayabileceği oyun.
  • bireysel öğretim Her çocuğun kişisel gereksinmelerini karşılamak ve sorunlarını çözebilmek amacıyle kılavuzluk etkinliklerinden yararlanmaya çalışan öğretim tutumu.
  • bireysel öğretim Öğretim gereçlerinin, her öğrencinin kişisel yetenek ve ilgisine karşılık verecek biçimde hazırlanıp kullanılmasına önem veren öğretim uygulaması.
  • bireysel ruhbilim Bireyler arasında var olan ayrılıkları konu alan ruhbilim dalı.
  • bireysel ruhbilim Alfred Adler'in, hastalık belirtilerinin gözlemlerine önem veren, bireysel ayrılıklar üzerinde duran ruhçözümsel kuramına verilen ad.
  • bireysel testler Dikkatlice not almayı ve sözlü yanıtı gerektirdiğinden ya da başka bir nedenle yalnızca bir kişiye uygulanabilen testler.
  • bireysel uyum Bir kimsenin, kendi gereksinme ve yeteneklerine uygun biçimde, bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden içinde bulunduğu çevrenin isteklerini karşılaması
  • bireyselleştirilmiş öğretim Öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları göz önünde tutan, her öğrenciye kendi anıklığı ve yeteneği ölçüsünde ilerleme olanağını sağlayan öğretim.
  • bireyselleştirme Bir kimseyi başkalarından ayıran özelliklerin, öğrenme ve olgunlaşma süreci içinde geliştirilmesi.
  • birleştirilmiş sınıf Bir sınıfa düşen öğrenci sayısının azlığı ve bu gibi sınıflara ayrı birer öğretmen verilemeyişi nedeniyle birden çok sınıfın birleşmesinden oluşan ve
  • birleştirilmiş sınıf öğretimi Birçok sınıfın bir araya getirilerek bir öğretmence yetiştirilmesi.
  • birleştirimci düşünce Birbirine uymayan, birbiriyle kaynaşmayan ilke ve verilere dayalı düşünce.
  • birleştirimci düşünce İlkel insanda ya da çocukta, nesnelerin açık ve seçik algılanmasından önce gelen karışık ve bulanık düşünce biçimi.
  • birleştirimcilik Genellikle felsefe ve din konularında birbirine benzemeyen birtakım görüşleri ya da birbiriyle çelişkili durumda bulunan düşünceleri uzlaştırmaya, bir
  • birlikte değerlendirme Bir ya da birçok öğrencinin durumunun öğretmen ile birlikte öteki öğrenciler ya da ilgililerce birlikte değerlendirilmesi.
  • birlikte oyun İşbirliği yapmayı ve yarışmayı gerektiren oyun.
  • birlikte oyun Eğlendirici ve dinlendirici niteliği yanında toplum yaşamının gerektirdiği yardımlaşma, dayanışma gibi eğitsel değerleri de içeren oyun.
  • bitirme sınavı Belli öğretim basamaklarında bulunan okulları bitirme durumunda olan öğrencilerin, bir diploma ya da derece almak için girdikleri sınav.
  • biyografik metot bk. yaşamöyküsü yöntemi
  • blok Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yap
  • boğumlanma bozukluğu Çocuğun, anadilindeki bağımsız ve bileşik sesleri doğru, anlaşılır biçimde çıkaramayışı, genellikle sözcüklerin son seslerini söyleyemeyişi ya da güç
  • boş zaman Uyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman.
  • boş zaman Dinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman.
  • boş zaman ilgisi Okuma, pul biriktirme yüzme vb. gibi çalışma ve dinlenme dışında boş zamanların değerlendirilmesi amacıyle geliştirilen herhangi bir ilgi.
  • boşsözcülük Gereksiz ve anlamsız sözcükleri kullanma alışkanlığı.
  • boşsözcülük Sözcüklere düşüncelerden daha çok önem verme eğilimi.
  • bölge ilkokulu İlkokulu olmayan birbirine yakın birkaç köy ya da evleri ve mahalleleri geniş bir alana yayılan bir köy için açılan gündüzlü, yatılı, pansiyonlu ilkok
  • bölge ilköğretim denetmeni Bölgesindeki ilkokul öğretmenlerine yol göstermek, ilköğretim kurumlarını denetlemek, yasa ve yönetmeliklere göre kendisine verilen denetim görevlerin
  • bölge okulu Nüfus dağılımı ve ekonomik koşullar bakımından durumu bir okul açılmasını gerektirmeyen köy ve kentlerde o bölgenin öğrenim gereksemesini karşılamak ü
  • bölümsel öğrenme Öğrenilecek konuları bölümlere ayırarak her bölümü ayrı ayrı öğrenme.
  • branş öğretmeni bk. dal öğretmeni
  • bucak merkezi ilköğretim kurulu Mahalle ihtiyar kurulu, belediye meclisi, okul-aile birliği gibi kuruluşların temsilcileri ile öğretmenlerin, okul yönetmenlerinin, muhtarların aralar
  • budunbetim İnsan topluluklarının töre ve alışkılarını, yaratmış oldukları özdeksel ve dinsel kültür özelliklerini düzenli biçimde inceleyip anlatan bilim dalı.
  • bulgulama otomatik Yeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi.
  • bulgusal yöntem otomatik Öğretilmek istenen şeyi, öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan öğretim yöntemi.
  • bulunç Kişinin kendi niyetlerini ve eylemlerini ahlâk açısından iyi ya da kötü olarak değerlendirmesi ve aynı zamanda doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de bilm
  • bulunç Ahlâk buyruklarının kaynağı olduğu sanılan ahlâk itkilerinden ve inançlarından oluşan şey.
  • bulunç Ruhsal çözümlemede üstben'e (superego) verilen ad.
  • burs Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para.
  • burslu öğrenci Devletten ya da herhangi bir özel kuruluştan burs alarak öğrenimini sürdüren öğrenci.
  • bütünleme sınavı İlk ve orta dereceli okullar ile üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğrenciler için genellikle yaz tatili sonunda açılan sınav.
  • bütünlemeye kalma Bir öğrencinin, yarı-yıl ya da öğretim yılı sonunda bir ya da birden çok dersten bir kez daha sınava girmek üzere başarısızlığa uğraması
  • büyüme eğrisi Bedence ve zihince olgulaşma sonucu organizmanın özellik ve görevlerinde ortaya çıkan değişmeleri çizgesel olarak belirten eğri.
  • canlandırıcı oyun Çocukların, çevrelerinde türlü fırsatlarla gözledikleri gerçek hayat durumlarını ya da kitap, sinema, televizyon yoluyle öğrendikleri geçmiş ve güncel
  • canlı ders gereçleri Öğretimde ders gereci olarak daha çok doğal ortamları içinde ve canlıyken yararlanılan varlıklara verilen genel ad.
  • canlı şema Herhangi bir cismin yapısını, özelliklerini ve işleyişini göstermek üzere canlandırma yoluyle yapılan ve öğretimde sık sık baş vurulan çizgi-resim.
  • canlıcılık İnsanın beden ve ruhtan oluştuğunu, ruhun da yaşamın temeli olduğunu ileri süren öğreti.
  • canlıcılık Çocuğun, çevresindeki eşyayı canlı sayması.
  • cansız ders gereçleri Öğretimde kullanılan ve canlı varlıklar dışında kalan kitap, harita vb. gereçlerin tümüne verilen ad.
  • cebriye bk. yazgıcılık