bireysel oyunÇocuğun, arkadaşa gerekseme duymadan kendi kendine oynayabileceği oyun.
bireysel öğretimHer çocuğun kişisel gereksinmelerini karşılamak ve sorunlarını çözebilmek amacıyle kılavuzluk etkinliklerinden yararlanmaya çalışan öğretim tutumu.
bireysel öğretimÖğretim gereçlerinin, her öğrencinin kişisel yetenek ve ilgisine karşılık verecek biçimde hazırlanıp kullanılmasına önem veren öğretim uygulaması.
bireysel ruhbilimBireyler arasında var olan ayrılıkları konu alan ruhbilim dalı.
bireysel ruhbilimAlfred Adler'in, hastalık belirtilerinin gözlemlerine önem veren, bireysel ayrılıklar üzerinde duran ruhçözümsel kuramına verilen ad.
bireysel testlerDikkatlice not almayı ve sözlü yanıtı gerektirdiğinden ya da başka bir nedenle yalnızca bir kişiye uygulanabilen testler.
bireysel uyumBir kimsenin, kendi gereksinme ve yeteneklerine uygun biçimde, bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden içinde bulunduğu çevrenin isteklerini karşılaması
bireyselleştirilmiş öğretimÖğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları göz önünde tutan, her öğrenciye kendi anıklığı ve yeteneği ölçüsünde ilerleme olanağını sağlayan öğretim.
bireyselleştirmeBir kimseyi başkalarından ayıran özelliklerin, öğrenme ve olgunlaşma süreci içinde geliştirilmesi.
birleştirilmiş sınıfBir sınıfa düşen öğrenci sayısının azlığı ve bu gibi sınıflara ayrı birer öğretmen verilemeyişi nedeniyle birden çok sınıfın birleşmesinden oluşan ve
birleştirimci düşünceBirbirine uymayan, birbiriyle kaynaşmayan ilke ve verilere dayalı düşünce.
birleştirimci düşünceİlkel insanda ya da çocukta, nesnelerin açık ve seçik algılanmasından önce gelen karışık ve bulanık düşünce biçimi.
birleştirimcilikGenellikle felsefe ve din konularında birbirine benzemeyen birtakım görüşleri ya da birbiriyle çelişkili durumda bulunan düşünceleri uzlaştırmaya, bir
birlikte değerlendirmeBir ya da birçok öğrencinin durumunun öğretmen ile birlikte öteki öğrenciler ya da ilgililerce birlikte değerlendirilmesi.
birlikte oyunİşbirliği yapmayı ve yarışmayı gerektiren oyun.
birlikte oyunEğlendirici ve dinlendirici niteliği yanında toplum yaşamının gerektirdiği yardımlaşma, dayanışma gibi eğitsel değerleri de içeren oyun.
bitirme sınavıBelli öğretim basamaklarında bulunan okulları bitirme durumunda olan öğrencilerin, bir diploma ya da derece almak için girdikleri sınav.
blokKüçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yap
boğumlanma bozukluğuÇocuğun, anadilindeki bağımsız ve bileşik sesleri doğru, anlaşılır biçimde çıkaramayışı, genellikle sözcüklerin son seslerini söyleyemeyişi ya da güç
boş zamanUyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman.
boş zamanDinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman.
boş zaman ilgisiOkuma, pul biriktirme yüzme vb. gibi çalışma ve dinlenme dışında boş zamanların değerlendirilmesi amacıyle geliştirilen herhangi bir ilgi.
boşsözcülükGereksiz ve anlamsız sözcükleri kullanma alışkanlığı.
boşsözcülükSözcüklere düşüncelerden daha çok önem verme eğilimi.
bölge ilkokuluİlkokulu olmayan birbirine yakın birkaç köy ya da evleri ve mahalleleri geniş bir alana yayılan bir köy için açılan gündüzlü, yatılı, pansiyonlu ilkok
bölge ilköğretim denetmeniBölgesindeki ilkokul öğretmenlerine yol göstermek, ilköğretim kurumlarını denetlemek, yasa ve yönetmeliklere göre kendisine verilen denetim görevlerin
bölge okuluNüfus dağılımı ve ekonomik koşullar bakımından durumu bir okul açılmasını gerektirmeyen köy ve kentlerde o bölgenin öğrenim gereksemesini karşılamak ü
bölümsel öğrenmeÖğrenilecek konuları bölümlere ayırarak her bölümü ayrı ayrı öğrenme.
bucak merkezi ilköğretim kuruluMahalle ihtiyar kurulu, belediye meclisi, okul-aile birliği gibi kuruluşların temsilcileri ile öğretmenlerin, okul yönetmenlerinin, muhtarların aralar
budunbetimİnsan topluluklarının töre ve alışkılarını, yaratmış oldukları özdeksel ve dinsel kültür özelliklerini düzenli biçimde inceleyip anlatan bilim dalı.
bulgulamaotomatikYeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi.
bulgusal yöntemotomatikÖğretilmek istenen şeyi, öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan öğretim yöntemi.
bulunçKişinin kendi niyetlerini ve eylemlerini ahlâk açısından iyi ya da kötü olarak değerlendirmesi ve aynı zamanda doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de bilm
bulunçAhlâk buyruklarının kaynağı olduğu sanılan ahlâk itkilerinden ve inançlarından oluşan şey.
bulunçRuhsal çözümlemede üstben'e (superego) verilen ad.
bursKimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para.
burslu öğrenciDevletten ya da herhangi bir özel kuruluştan burs alarak öğrenimini sürdüren öğrenci.
bütünleme sınavıİlk ve orta dereceli okullar ile üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğrenciler için genellikle yaz tatili sonunda açılan sınav.
bütünlemeye kalmaBir öğrencinin, yarı-yıl ya da öğretim yılı sonunda bir ya da birden çok dersten bir kez daha sınava girmek üzere başarısızlığa uğraması
büyüme eğrisiBedence ve zihince olgulaşma sonucu organizmanın özellik ve görevlerinde ortaya çıkan değişmeleri çizgesel olarak belirten eğri.
canlandırıcı oyunÇocukların, çevrelerinde türlü fırsatlarla gözledikleri gerçek hayat durumlarını ya da kitap, sinema, televizyon yoluyle öğrendikleri geçmiş ve güncel
canlı ders gereçleriÖğretimde ders gereci olarak daha çok doğal ortamları içinde ve canlıyken yararlanılan varlıklara verilen genel ad.
canlı şemaHerhangi bir cismin yapısını, özelliklerini ve işleyişini göstermek üzere canlandırma yoluyle yapılan ve öğretimde sık sık baş vurulan çizgi-resim.
canlıcılıkİnsanın beden ve ruhtan oluştuğunu, ruhun da yaşamın temeli olduğunu ileri süren öğreti.
canlıcılıkÇocuğun, çevresindeki eşyayı canlı sayması.
cansız ders gereçleriÖğretimde kullanılan ve canlı varlıklar dışında kalan kitap, harita vb. gereçlerin tümüne verilen ad.