gezici okulMotorlu bir taşıt içinde özel olarak donatılan ve öğrencinin bulunduğu yere giden okul.
gezici öğretmenNüfusu ve öğrenim çağındaki çocuk sayısının azlığı nedeniyle bir okul yapılıp sürekli öğretmen verilemeyen yerlerde ya da yol, uzaklık ve arazi durumu
gezici öğretmenlik bölgesiİlköğrenim çağındaki çocukların eğitilmeleri amacıyle birbirine yakın mahalle ve daha küçük yerleşme merkezlerinin birleştirilmesiyle oluşan ve gezici
gezici özel eğitim öğretmeniOlağan okulların olağan sınıflarında yetiştirilebilecek durumda olup da özürleri bakımından özel eğitime gereksinmeli öğrencilerle haftanın belli günl
gezimci okulLyseum'un bahçesinde öğrencileriyle birlikte gezinerek ders vermesinden dolayı Aristoteles'in yönettiği okula verilen ad.
gezimcilikDerslerini, öğrencileriyle birlikte gezinerek anlatmayı benimsemiş olan Aristoteles'in felsefesine verilen ad.
giriş sınavıBirtakım orta dereceli okullar ile yüksek okul ve üniversitelere girmek isteyen öğrencilerin yetişme durumlarını, yetenek ve anıklıklarını saptamak am
görevsel eğitimÖğrenme etkinliklerinin yakın sonuçlarını öğrencinin kolayca görmesine olanak sağlayan, uygulamaya dönük biçimde düzenlenen eğitim.
görgücülükBilginin gözlem, deneme ya da duyular ile elde edilebileceğini ileri süren, bu nedenle bilginin kazanılmasında usa vurmaya ya da düşünceye ağırlık ver
görgücülükOrganizma ile durum ya da çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlen
görgülYöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan.
görgül bilgiYalnız deney ve gözlemlerle elde edilen bilgi.
görme güçlüğüGözlerin, özellikle okuma ve yazma sırasında görevini normal olarak yapamama durumu.
görme özürüGözde, göz sinirinde ya da beynin görsel alanında oluşan bir aksaklık nedeniyle tam olarak görememe durumu, bk. az gören, kör.
görme yöntemiSözcük, cümlecik ve cümleleri, bireşim ya da çözüm işlemine baş vurmadan, birer bütün olarak tanıma ve söyleme ana kuralına dayanan bir okuma yöntemi.
görsel işitsel eğitimBasılı eğitim gereçleri yanında daha çok görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim.
görsel işitsel eğitimotomatikBasılı eğitim gereçlerinin yanında genellikle görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim.
görsel işitsel eğitim gereçleriŞerit-film, film, harita, resim, fotoğraf gibi görme ve işitme duyularına yönelik, eğitim ve öğretimde kendilerinden yararlanılan türlü gereçlere veri
görsel tipGörüntüler, renk değişikleri, görünüm özellikleri gibi daha çok görmeye değgin izlenimlere karşı ilgi duyan ya da eski yaşantılara ilişkin görsel imge
görüntüFilm ya da şerit filmde tek bir devinimi belirten resim.
görünüş geçerliğiBir testin, o testi uygulayanlar ile sınava girenlerce belli bir amaç için elverişli ve ilginç bulunup benimsenmesi.
görüşOlaylar, düşünceler ya da nesneler üzerinde geliştirilen anlayış, değer ve yargı.
görüşmeBir konu üzerinde aydınlanmak ya da bir kimsenin kişiliği üzerinde bilgi edinmek amacıyle yüz yüze yapılan konuşma.
gösteriOlgu yada olayları göstererek anlatma ve açıklama yöntemi.
gösteriBelli olgu ve olaylara ilişkin ilkeleri açıklamak, birtakım teknik ve becerileri öğretmek amacıyle bir şeyi başkalarının önünde yaparak gösterme işi.
göz koruma sınıflarıGözleri ileri derecede bozuk olan çocuklar için düzenlenen, bol ışıklı ve içinde olağan ölçülerden daha büyük ders araç ve gereçlerinin kullanıldığı s
gözetimli oyunBütün çocukların tam ve eşit olarak katılmalarını sağlamak için bir öğretmen ya da yardımcısının gözetimi ve yönetimi altında oynanan oyun.
gözlemBir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi.
gözlemİzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad.
gözlemBir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süregözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi.
güç eğitilebilirGüçlükle ve çoğu kez ancak yineleme yoluyle kendisine birtakım şeyler öğretilebilen (çocuk ya da genç).
güç testiYanıtlama hızı yerine başarı düzeyini ölçmeyi amaç edinen, bu nedenle uygulama sırasında ilgililere geniş bir zaman süresinin tanındığı test.
güçlük değeriBir öğrenci topluluğuna örneğin belli bir yaşta ya da sınıftaki öğrencilere uygulanan testin herhangi bir maddesini doğru yanıtlayanların o maddeyi ya
güdüGenel anlamda gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak davranımı doğuran, devamını sağlayan ve ona yön veren herhangi bir içtepi, itki ve tavır.
güdüOrganizmanın, belli bir amaca göre, birbirine bağlı bir dizi davranım göstermesini gerekli kılan gereksinim.