eğitim terimleri

2.508 anlam
  • gezici okul Motorlu bir taşıt içinde özel olarak donatılan ve öğrencinin bulunduğu yere giden okul.
  • gezici öğretmen Nüfusu ve öğrenim çağındaki çocuk sayısının azlığı nedeniyle bir okul yapılıp sürekli öğretmen verilemeyen yerlerde ya da yol, uzaklık ve arazi durumu
  • gezici öğretmenlik bölgesi İlköğrenim çağındaki çocukların eğitilmeleri amacıyle birbirine yakın mahalle ve daha küçük yerleşme merkezlerinin birleştirilmesiyle oluşan ve gezici
  • gezici özel eğitim öğretmeni Olağan okulların olağan sınıflarında yetiştirilebilecek durumda olup da özürleri bakımından özel eğitime gereksinmeli öğrencilerle haftanın belli günl
  • gezimci okul Lyseum'un bahçesinde öğrencileriyle birlikte gezinerek ders vermesinden dolayı Aristoteles'in yönettiği okula verilen ad.
  • gezimcilik Derslerini, öğrencileriyle birlikte gezinerek anlatmayı benimsemiş olan Aristoteles'in felsefesine verilen ad.
  • giriş sınavı Birtakım orta dereceli okullar ile yüksek okul ve üniversitelere girmek isteyen öğrencilerin yetişme durumlarını, yetenek ve anıklıklarını saptamak am
  • görecilik bk. bağıntıcılık.
  • görelik bk. bağıntı.
  • görevsel eğitim Öğrenme etkinliklerinin yakın sonuçlarını öğrencinin kolayca görmesine olanak sağlayan, uygulamaya dönük biçimde düzenlenen eğitim.
  • görgücülük Bilginin gözlem, deneme ya da duyular ile elde edilebileceğini ileri süren, bu nedenle bilginin kazanılmasında usa vurmaya ya da düşünceye ağırlık ver
  • görgücülük Organizma ile durum ya da çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlen
  • görgül Yöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan.
  • görgül bilgi Yalnız deney ve gözlemlerle elde edilen bilgi.
  • görme güçlüğü Gözlerin, özellikle okuma ve yazma sırasında görevini normal olarak yapamama durumu.
  • görme özürü Gözde, göz sinirinde ya da beynin görsel alanında oluşan bir aksaklık nedeniyle tam olarak görememe durumu, bk. az gören, kör.
  • görme yöntemi Sözcük, cümlecik ve cümleleri, bireşim ya da çözüm işlemine baş vurmadan, birer bütün olarak tanıma ve söyleme ana kuralına dayanan bir okuma yöntemi.
  • görsel Görme duygusu ile ilgili.
  • görsel araçlar Eğitimde kullanılan afiş, film, şimşek kartı gibi göze seslenen araçlar.
  • görsel eğitim Levha, model, devinimli ve devinimsiz film gibi doğrudan doğruya görme duyusuna ilişkin gereçlere dayanılarak yapılan eğitim.
  • görsel işitsel çağrışım Görme ve işitme duyularına dayalı olarak oluşan çağrışım.
  • görsel işitsel eğitim Basılı eğitim gereçleri yanında daha çok görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim.
  • görsel işitsel eğitim otomatik Basılı eğitim gereçlerinin yanında genellikle görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim.
  • görsel işitsel eğitim gereçleri Şerit-film, film, harita, resim, fotoğraf gibi görme ve işitme duyularına yönelik, eğitim ve öğretimde kendilerinden yararlanılan türlü gereçlere veri
  • görsel tip Görüntüler, renk değişikleri, görünüm özellikleri gibi daha çok görmeye değgin izlenimlere karşı ilgi duyan ya da eski yaşantılara ilişkin görsel imge
  • görüntü Film ya da şerit filmde tek bir devinimi belirten resim.
  • görünüş geçerliği Bir testin, o testi uygulayanlar ile sınava girenlerce belli bir amaç için elverişli ve ilginç bulunup benimsenmesi.
  • görüş Olaylar, düşünceler ya da nesneler üzerinde geliştirilen anlayış, değer ve yargı.
  • görüşme Bir konu üzerinde aydınlanmak ya da bir kimsenin kişiliği üzerinde bilgi edinmek amacıyle yüz yüze yapılan konuşma.
  • gösteri Olgu yada olayları göstererek anlatma ve açıklama yöntemi.
  • gösteri Belli olgu ve olaylara ilişkin ilkeleri açıklamak, birtakım teknik ve becerileri öğretmek amacıyle bir şeyi başkalarının önünde yaparak gösterme işi.
  • göz koruma sınıfları Gözleri ileri derecede bozuk olan çocuklar için düzenlenen, bol ışıklı ve içinde olağan ölçülerden daha büyük ders araç ve gereçlerinin kullanıldığı s
  • gözetimli oyun Bütün çocukların tam ve eşit olarak katılmalarını sağlamak için bir öğretmen ya da yardımcısının gözetimi ve yönetimi altında oynanan oyun.
  • gözlem Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi.
  • gözlem İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad.
  • gözlem Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süregözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi.
  • grup çalışması bk. küme çalışması
  • grup dinamizmi bk. küme dirikliği
  • grup rehberliği bk. küme kılavuzluğu
  • grup terapisi bk. kümeyle iyileştirme
  • grup testi bk. küme testi
  • güç eğitilebilir Güçlükle ve çoğu kez ancak yineleme yoluyle kendisine birtakım şeyler öğretilebilen (çocuk ya da genç).
  • güç testi Yanıtlama hızı yerine başarı düzeyini ölçmeyi amaç edinen, bu nedenle uygulama sırasında ilgililere geniş bir zaman süresinin tanındığı test.
  • güçlük değeri Bir öğrenci topluluğuna örneğin belli bir yaşta ya da sınıftaki öğrencilere uygulanan testin herhangi bir maddesini doğru yanıtlayanların o maddeyi ya
  • güdü Genel anlamda gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak davranımı doğuran, devamını sağlayan ve ona yön veren herhangi bir içtepi, itki ve tavır.
  • güdü Organizmanın, belli bir amaca göre, birbirine bağlı bir dizi davranım göstermesini gerekli kılan gereksinim.
  • güdü Bir etkinlik ya da eylemin gizli nedeni.
  • güdü Kaynağı, dürtüde olduğu gibi, duygulanım olmayıp us olan neden.
  • güdümlü görüşme Kılavuzluk çalışmalarında danışmanın görüştüğü kimseye (öğrenciye), yönelttiği dolaysız sorularla izlemesi gereken yollara ilişkin öğütlerde bulunduğu
  • güdümlü öğrenme Öğretmenin yol göstericiliği, yardımı ve öğütleri ile önceden tasarlanmış bir plana göre gerçekleşen öğrenme.