yatan birini oturtmak ne demek?
Sit s.o. up
sit
- Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
- Bazı ayrıcalıklar dışında olgunlaşmamış bir hücreyi belirten son ek
To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
yatan
- 1) az güçlü olup çalışan, çok güçlü olup çalışmayandan daha başarılı olur; 2) soylu, güçlü olmadıkları hâlde geçimlerini sağlamak için çalışanlar soylu, güçlü olup da tembel tembel oturanlara yeğlenirler.
yatan ölmez, eceli yeten ölür
- Hasta olan eceli gelmemişse ölmez; sapasağlam biri de eceli gelmişse sağlıklıyken ölüverir.
birini
- burnun çift oluşu; çift burunlu.
oturtmak
- Oturma işini yaptırmak
- Koymak, yerleştirmek
Embed.
Quarter.
Rest.
Seat.
To seat.
Place.
To set mount.
To let dwell.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
yatanyatan ölmez, eceli yeten ölüryatan ölmez, yeten ölüryata eğrisiyata pata diyagramıyata pata modeliyatacak yeryatacak yer bulmakyatyat borusuyat ile gitmekyat ile yolculuk etmekyat kiralama ücreti ne kadarbirinibirini ameliyat etmekbirini askere almakbirini ayıltmakbirini bekletmekbirini bir yana çekmekbirini bulbirini çok yormakbirini emekliye ayırmakbirini evine bırakmakbirincbirincasıfbirincibirinci ağırlıkbirinci alan
