(açık havada bulunan geçici) sahne. stand (sergi yeri)
Katlanmak, direnmek, göğüs germek, karşı koymak
Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa.
Act of standing; halt; position; stance, point of view; defensive effort; raised platform; kiosk which sells or distributes items; taxi station; piece of furniture on which items are stored or displayed; seat for witnesses during a court trial.
Adın, fiilin gösterdiği oluş veya kılışın kendi yönünde yapıldığını göstermek için girdiği durum: ET. san+garu «sana doğru», yok+garu «yukarı doğru», taş+ra «dışarıya», taş+ra «dışarıya», ileri, beri, dışarı, geri vb. bk. yön gösterme eki
Yön bildiren, yer ve zaman adları yapan ek, yön eki: son-ra, taş-ra, dış-arı, iç-eri vb.
Fiildeki oluş ve kılışın yönünü göstermek için yönle ilgili yer ve zaman adlarını yön gösterme durumuna sokan ek: + GArU, + ArI, + rA ekleri: ET. Tabgaç+garu «Çine doğru», kün+gerü «güneye doğru», san+garu «sana doğru»; iliñiz+gerü «sizin ilinize doğru»; EAT. añaru berü «oraya, buraya»; göksi+re «göksüne, göksüne doğru»; depesi + re «tepesine, tepesine doğru»; derhal yügürü taşra çıktı «derhal koşarak dışarıya çıktı» vb. +ArI ve+rA ekleri Türkiye Türkçesinde artık canlı bir çekim eki olmaktan çıkmış, sayılı kelimelerde kalıplaşmış olarak kalmıştır: sonra, taşra, üzere, üzre, dışarı, beri, geri vb.