Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu madde.
Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür (NaCl).
Bir asit hidrojenlerinin tümü, ya da bir bölümü metal ya da köklerle yer değiştirdiğinde oluşan bileşik.
NaCI; sodyum klorüre halk dilinde verilen ad.
Çeşitli metal veya metal eş değerlerinin klorürleri, sülfatları, fosfatları, laktatları, sitratları veya kalsiyum kazeinatta olduğu gibi proteinlerle birleşimlerinde bir asidin hidrojen atomunun yerini bir metalin veya metal-eş değerinin almasıyla oluşan bileşikler sınıfı, yemek tuzu, sodyum klorür. %
İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı.
Yalnızca
İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak.
Başka bir yetiye bağlı olmayan. (Ör. Descartes'tasalt anlık duyulara gereksinme göstermeyen, böylece desalt olan bilgiyi sağlar.)salt us (Kant'ta): Deneyden bağımsız, içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us.
Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler. (Ör.salt matematik.)
İçine, kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan ; arı.
Deriyle ilişkili lenfoid doku.
Bileyi taşı.
The act of leaping or jumping; a leap.
The taste experience when salt is taken into the mouth white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal preserve with salt; 'people used to salt meats on ships' add zest or liveliness to; 'She salts her lectures with jokes' sprinkle as if with salt; 'the rebels had salted the fields with mines and traps' add salt to of speech that is painful or bitter; 'salt scorn'- Shakespeare; 'a salt apology' containing or filled with salt; 'salt water'.