oturmaya mahsus ne demek?
Sitting
sitting
- Celse, oturum
- Kuluçkalık yumurta sayısı
- Kuluçka müddeti
- Oturmaya mahsus
- Oturan, oturma
oturmaya devam etmek
Remain seated, keep one's seat.
oturmaya elverişli
Residential.
mahsus
- Özgü
- Biri veya bir şey için ayrılmış, münhasır
- Özel
- Özellikle.
- Bilerek, isteyerek, kasten
- Şaka olarak, şakadan.
- Duyulan, anlaşılan, hissedilen.
- Belli, ortada, aşikâr.
- Bk. duyulur
- Duyulmuş. Hissedilmiş. Derk olunmuş. Duyulan.
