naib i fail ne demek?
- Bk. gramerce özne
gramerce özne
- Edilgen fiillerle kurulmuş olan cümlelerde, cümlenin öznesi gibi görünen fakat gerçekte nesnesi olan kelime ve kelime grupları, cümle yapısına göre görünürde olan özne: Getirilen kitaplar (postacı tarafından) bulunamadı. Çocuklar (bakıcılar tarafından) doyuruldu. Bahçe dün akşam (bahçıvan tarafından) sulanmadı. İsmailin ölüm haberi zaman ile konağa yayılmıştı (R. N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 101). Bütün çocukların peşinde koşmaktan turşusu çıkmış olan ihtiyar lalanın karanlık bir köşede horladığı işitiliyordu (R. N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 20). Artık şüphe yoktu, karısı kötülemiş. Şakir Efendinin asıl fikrince komşu namusu heder edilmişti (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri: Komşu Namusu, s. 99). Parka yollar yapılmış, içme suyu getirilmiş Kadın berberi açılmış. Adını Şehir Palas koydukları güzel bir otel açılmış. Karşıtı gerçek öznedir. buna bk.
Grammatical subject.
Sujet grammatical
naib kraliçe
Queen regent.
naib
- Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
- Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, şeriata göre hükmeden hakim.
- (Nevb. den) Vekil, birinin yerine geçen.
- Karga gibi çirkin sesli kuşların ötüşü.
i
- Tikel olumlu önermenin simgesi.
- Optikçe inaktifliği göstermek için simge.
- Iso- için simge.
- Van't Hoff faktörü. (II)
Ninth letter of the English alphabet.- Fusel oil bazı içkiler yapı Iırken meydana gelen bir çeşit karışık ve za rarlı alkol
- Iyelik hali my benim
- Iodine.
- İngiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
- I harfi şeklinde herhangi bir şey
fail
- Eden, yapan, işleyen
- Özne.
- Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse.
- Bk. özne
- Bk. suçlu
- İşi yapan. Fiili işleyen. (Osmanlıca'da yazılışı: fâil)
To perish; to die; used of a person.
To come short of a result or object aimed at or desired ; to be baffled or frusrated.
To err in judgment; to be mistaken.
To become unable to meet one's engagements; especially, to be unable to pay one's debts or discharge one's business obligation; to become bankrupt or insolvent.
