mound or small hill ne demek?
- Dun
dun
- Alçak, aşağı, aşağılık.
- Aşağı, alçak. Kolay. Zayıf. Gölgeli. Aşağılık. Altta, aşağıda. (Osmanlıca'da yazılışı: dûn)
- Kuru tuzlanmış balıklarda küflerin özellikle Sporendonema spp.'nin oluşturduğu kahverengileşmeyle görülen bozulma.
To ask or beset, as a debtor, for payment; to urge importunately.
One who duns; a dunner.
An urgent request or demand of payment; as, he sent his debtor a dun.
Not keen in edge or point; lacking sharpness; blunt.
Not bright or clear to the eye; wanting in liveliness of color or luster; not vivid; obscure; dim; as, a dull fire or lamp; a dull red or yellow; a dull mirror.
Heavy; gross; cloggy; insensible; spiritless; lifeless; inert.
Furnishing little delight, spirit, or variety; uninteresting; tedious; cheerless; gloomy; melancholy; depressing; as, a dull story or sermon; a dull occupation or period; hence, cloudy; overcast; as, a dull day.
mound
- Toprak yığını
- Küme, tümsek yer, tepecik
- Tepecikler yapmak
- Beysbol atıcının durduğu tümsek yer
- Tepeciklerle kuşatmak
- Tepecik şeklinde yığmak
- Tümsek yapmak
mound birds
- Iri ayaklıgiller
or
- Hlk. Kırmızıyla sarı arasında bir at donu.
- Oregon.
- Bağlaç yahut, veya
- Yoksa
- Altın sarısı
small
- Küçük
- Ufak, ufacık, mini mini
- Önemsiz
- Ahlakça zayıf olan, alçak, soysuz
- Ince, hafif
- Kuvvetsiz
- Adi
- Az, cuzi
- Ufak şey
- Az miktar
