krizin geçmesini beklemek ne demek?
Sit tight.
sit
- Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
- Bazı ayrıcalıklar dışında olgunlaşmamış bir hücreyi belirten son ek
To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
kriziyaz
Chrysiasis.
kriz
- Bkz. nöbet, atak
- Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk
- Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım.
- Bir şeyin çok kıt bulunması durumu.
- Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
- Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran
- Bk. bunalım
- Bunalım
- Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an.
- Aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti.
beklemek
- Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak
- Süre tanımak, acele etmemek
- Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek.
- Ummak
- Karşılaşma ihtimali bulunmak
- Aramak, istemek
- Oyalanmak.
Mark time.
Wait.
Wait for.
