koruma altında olmak ne demek?
Be under guard
be
- Türk alfabesinin ikinci harfinin adı, okunuşu.
- "Ey, hey, yahu" anlamlarında bir seslenme sözü
- Berilyum elementinin simgesi.
To live; to happen; to exist.
To exist actually, or in the world of fact; to have existence.
To exist in a certain manner or relation, whether as a reality or as a product of thought; to exist as the subject of a certain predicate, that is, as having a certain attribute, or as belonging to a certain sort, or as identical with what is specified, a word or words for the predicate being annexed; as, to be happy; to be here; to be large, or strong; to be an animal; to be a hero; to be a nonentity; three and two are five; annihilation is the cessation of existence; that is the man.
To take place; to happen; as, the meeting was on Thursday.
To signify; to represent or symbolize; to answer to.
Prefix, originally the same word as by; To intensify the meaning; as, bespatter, bestir.
To render an intransitive verb transitive; as, befall ; bespeak.
koruma
- Korumak işi.
- Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.
- Bk. sakınma
- Filmin bozulmasını önlemek amacıyla alınan önlemlerin tümü.
- Kentlerin belli kesimlerinde yer alan çağbilimsel ve yapıtasarcılık değerleri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğa güzelliklerin -kentte bugün yaşayanlar gibi- gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve dokuncalı eylemler karşısında güvence altına alınması. bkz. çevre korunması.
(Ekonomi) Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.
Protective.
Protection.
Defending.
Guarding.
koruma alanı
Sanctuary.
altında
- Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
- Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
Below.
Under.
Down.
Beneath.
Underneath.
Down below.
Below smb.
Neath.
olmak
- Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
- Gerçekleşmek veya yapılmak.
- Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
- Bir şeyi elde etmek, edinmek
- Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
- Herhangi bir durumda bulunmak.
- Uygun düşmek, yerinde görülmek.
- Yetişmek, olgunlaşmak.
Be situated.
Happen.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
korumakoruma alanıkoruma altına alınmış arazikoruma aparatıkoruma ayrımıkoruma bandıkoruma camıkoruma conservationkoruma deposukoruma düzenikorumkorukoru haline getirmekkoru ormanıkoruağasıkorucualtındaaltında ezilmekaltında imza bulunanaltında kalmakaltında kalmamakaltında olmakaltında toplanmakaltında yatanaltında yatan nedenaltında yatmakaltınaltın adamaltın adı pul oldu, kız adı dul oldualtın adını bakır etmekaltın ağacı
