koltukta olmak ne demek?
- Başkasının konuğu olup, kendi masraf etmemek.
koltuk
- Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
- Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
- Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
- Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
- Yapıcılıkta yan destek.
- Yüksek mevki, makam.
- Koltuklama veya koltuklanma.
- Kayırma, destek.
- Sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lükskoltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm.
- Bk. yer tasarı
koltuk altı
- Kolun omuzla birleştiği yerin altındaki çukurluk.
- Kayırma.
- Ön kolun gövdeyle birleşim yeri mediyalinde oluşan çukurluk, aksilla.
Axilla.
olmak
- Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
- Gerçekleşmek veya yapılmak.
- Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
- Bir şeyi elde etmek, edinmek
- Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
- Herhangi bir durumda bulunmak.
- Uygun düşmek, yerinde görülmek.
- Yetişmek, olgunlaşmak.
Be situated.
Happen.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
koltukkoltuk altıkoltuk altı atardamarıkoltuk altı sıcaklığıkoltuk altı sinirikoltuğa girmekoltuğa gömülmekkoltuğu kaptırmamakkoltuğundan etmekkoltuğunu kaptırmakkoltasolmakolmak istiyorolmak üzereolmak üzere olanolmaksızınolmaktaolmakta olanolmaktan çok uzakolmaolma ihtimali çok uzak istekolmadanolmadan da yapabilmekolmadan yapmak
