karşılıklı ödün verme ne demek?
Half measure.
half
- Ardı. Arka. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
- Yemin etmek. Andiçmek. Kasem etmek.
- Yarım
- Yarı
- Yarı yarıya
- Buçuk, yarı, devre, yarı saha
- Buçuk (for more than one)
- Kısmen
karşılıklı ödünsüzlük ilkesi
- Gelişmiş ülkelerin azgelişmiş ülkelerden tarifeleri veya diğer dış ticaret engellerini azaltmalarını veya kaldırmalarını isteyememe ilkesi.
Non-reciprocity principle.
karşılıklı
- İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil.
- Birbirine karşı bulunan
- Birbirlerine karşılık olarak
- Birbiriyle ilgili olarak.
- Eşitlik gibi her iki yönde geçerli olan (bağlantı). (Ör. a b ye eşitse b de a ya eşittir.)
- Koşullu önermelerde koşulun sonuç, sonucun koşul olmasıyle kurulan (önerme). (Ör. Bir üçgen eşkenarsa üç açısı birbirine eşittir; bir üçgenin üç açısı birbirine eşitse o üçgen eşkenardır.)
- Kaplamları aynı olan (kavramlar). (Ör. eşkenarlı üçgen-eşaçılı üçgen.) bk. eşgeçerli, eşdeğerli
Reciprocating.
Opposing.
Opposed.
ödün
- Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ivaz, taviz
verme
- Vermek işi.
Evolution.
Conferment.
Lodgment.
Rendering.
Supply.
Giving.
Cession.
Dation.
Deliverance.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
karşılıklı ödünsüzlük ilkesikarşılıklıkarşılıklı akreditifkarşılıklı aktarmakarşılıklı alacaklarkarşılıklı alıp vermekarşılıklı alıp vermekkarşılıklı anlaşarakkarşılıklı anlaşma ilekarşılıklı anlayışkarşılıklı asalaklıkkarşılıklarkarşılıkkarşılık beklemeden yapılankarşılık beklemekkarşılık beklememekarşılık borçlancısıödünödün çizelgesiödün vererek anlaşmaya varmaödün vermeködün vermeyen kimseödüncüödünçödünç alanödünç almaködünç ayırcasıödü bokuna karışmaködü kopmaködü kopmuşödü patlamaödü patlamak
