görüseme ne demek?

  1. (en)Fail to meet

fail

  1. Eden, yapan, işleyen
  2. Özne.
  3. Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse.
  4. Bk. özne
  5. Bk. suçlu
  6. İşi yapan. Fiili işleyen. (Osmanlıca'da yazılışı: fâil)
  7. (en)To perish; to die; used of a person.
  8. (en)To come short of a result or object aimed at or desired ; to be baffled or frusrated.
  9. (en)To err in judgment; to be mistaken.
  10. (en)To become unable to meet one's engagements; especially, to be unable to pay one's debts or discharge one's business obligation; to become bankrupt or insolvent.

görüs

  1. (en)Confer with

görü

  1. Görme yetisi.
  2. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret.
  3. Dolaysız kavrama, birden kavrama.
  4. Işığın, gözün ağkatmanını uyarmasıyla başlayan ve görme işlemiyle bilinçlenen dirimbilimsel süreçler dizisi.
  5. (Lat. Intuitio, Intuitus < in-tueri = içini görme) : Dolaysız kavrama, birden kavrama. 1- Bir şeyin içini doğrudan doğruya görme; dolaysız kavranan doğruların bilgisi: a. (Spinoza'da) "scientia intuitiva" olarak en yüksek bilgi türü; b. Husserl'de özgörüsü, özügörüleme; öze yönelik kavrama. 2- Duyusal algının dışına çıkan görme, tinselgörüleme; bu anlamında Platon'da idea'ları görmeden başlayarak Plotinos, skolastik, gizemcilik, Cusanus (visio intellectualis) Spinoza üzerinden Alman idealizminin "anlıksalgörü"süne değin ulaşmıştır, bk. sezgi
  6. Bk. görüntü
  7. (en)Intuition.
  8. (en)Vision.
  9. (al)Gesichtssinn
  10. (fr)Intuition

Türetilmiş Kelimeler (bis)

görüsgörügörücügörücü gitmekgörücülükgörücüye çıkmak
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın