fail to experience ne demek?
- Tecrübe edeme
tecrübe
- Deneyim. Bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimi.
- Görgü
- Deney.
- Bk. deney
- (Tecribe) Deneme, sınama.
- Bk. yaşantı
Knowledge.
Experimentation.
Tentative.
Probation.
fail
- Eden, yapan, işleyen
- Özne.
- Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse.
- Bk. özne
- Bk. suçlu
- İşi yapan. Fiili işleyen. (Osmanlıca'da yazılışı: fâil)
To perish; to die; used of a person.
To come short of a result or object aimed at or desired ; to be baffled or frusrated.
To err in judgment; to be mistaken.
To become unable to meet one's engagements; especially, to be unable to pay one's debts or discharge one's business obligation; to become bankrupt or insolvent.
fail adı
- Fiiller üzerine -An sıfat-fiil ekinin getirilmesiyle kurulan ve geniş zaman kavramı taşıyan; sıfat olarak kullanıldığı gibi «bir işi yapan» anlamıyla ad olarak da kullanılan türetme: Yoldan gelenin halinden anlamalısın. Kadının sigarasını birlikte yakmayı bilenler gibi, bir minicik gülümseyişe sevinçler teşekkürler saçmasını bilirdi (T. Buğra, Dönemeçte). Benim fikrimce dünyadaki insanların hepsi romancı Lâkin bir kısmı roman yazıyor, bir kısmı roman yapıyor, daha doğrusu yazılanı oynuyor. Yazanlarla oynayanlar arasında büyük bir fark yok. Yazanlar: tahrîrî rejisör oynayanlar: şifahî aktör? Hayat hiç perdesi kapanmayan bir sahne (Ö. Seyfettin, Harem, s. 64) vb.
Agent noun, present participle.
Nom dagent, participe présent
to
- -e
- -e doğru, yönüne doğru, tarafına
- Ile
- -e kadar, -e değin, derecesine kadar
- -e dair
- -e nazaran, -e nispetle
- -e göre
- Hakkında, için
- Mak, mek (mastar edatı).
- -e dogru
experience
- Deneyim
- Tecrübe
- Tecrübe etmek, denemek
- Çekmek, maruz kalmak
- Yaşamak, karşılaşmak, uğramak
- Görmek, başından geçmek
- Deney, görgü, vukuf
- Bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı
- Tatmak, hissetmek
