bela ne demek?

  1. İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum.
  2. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse

    Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum.

    Y. K. Beyatlı
  3. Hak edilen ceza.
  4. Evet. (Nefiyden sonra isbat için söylenir.) Mesela: Kur'an-ı Kerim'de mezkur; Cenab-ı Hakkın ruhlara karşı, "Ben Azimüşşan sizin rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda, ruhlar $ Yani: "Evet sen bizim Rabbimizsin" dediler. (Bak: Bezm-i Elest)
  5. (c.: Belaya) Afet. Sıkıntı. Tasa, kaygı. Musibet. Mücazat. İmtihan. Dahiye. (Osmanlıca'da yazılışı: belâ)
  6. (en)Hassle.
  7. (en)Mess.
  8. (en)Scourge.
  9. (en)Scrape.
  10. (en)Tartar.
  11. (en)Trouble.
  12. (en)Misfortune.
  13. (en)Nuisance.
  14. (en)Plague.
  15. (en)Pest.
  16. (en)Aggro.
  17. (en)Cancer.
  18. (en)Curse.
  19. (en)Damnation.
  20. (en)Deep trouble.
  21. (en)Disaster.
  22. (en)Firework.
  23. (en)Fuck up.
  24. (en)Hot water.
  25. (en)Predicament.
  26. (en)Calamity.
  27. (en)Bugger.
  28. (en)Evil.

bela aramak

  1. Kavga çıkarmak için fırsat kollamak. Ona buna çatarak tehlikeli bir durum yaratma peşinde olmak.

bela arıyor

  1. (en)Itching for trouble.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

bela aramakbela arıyorbela bartokbela çıkarmakbela gibibela kesilmekbela okumakbela olmakbela schickbela yı satın almakbelbel ağrısıbel airbel alıştırmasıbel atardamarları
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın