aza ne demek?

  1. Üye

    Komşu gencine yüz vermemiş, çocuklu bir mahkeme azasıyla evlenmişti.

    R. N. Güntekin
  2. Vücut parçası, organ

    Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde.

    Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Bk. üye
  4. (uzv'un çoğulu) üye.
  5. (Uzv. C.) Bedenin her bir uzvu. (Osmanlıca'da yazılışı: a'za)
  6. (C.: Uza) Kertenkele.
  7. Başa gelen musibete sabretmek.
  8. (en)Member.
  9. (en)Limbs.
  10. (en)Organs.
  11. (en)Member.
  12. (en)Participant.
  13. (en)Associate.
  14. (en)Limb.

üye

  1. Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri, aza
  2. Omurgalılarda, kol ve bacaklar.
  3. Karar yetkisi bulunan meclis, kurul, yarkurul, yargılık gibi topluluklara katılan ve oy kullanan görevli kimselerden her biri.
  4. (en)Associate.
  5. (en)Insider.
  6. (en)Member.
  7. (en)Member aza.
  8. (en)Organ.
  9. (en)Affiliate.
  10. (en)Enrollee.

üye

  1. Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri, aza
  2. Omurgalılarda, kol ve bacaklar.
  3. Karar yetkisi bulunan meclis, kurul, yarkurul, yargılık gibi topluluklara katılan ve oy kullanan görevli kimselerden her biri.
  4. (en)Associate.
  5. (en)Insider.
  6. (en)Member.
  7. (en)Member aza.
  8. (en)Organ.
  9. (en)Affiliate.
  10. (en)Enrollee.

aza çoğa bakmamak

  1. Olanla yetinmek. Az ya da çok demeden olduğu kadarı ile yetinmek.

aza kanaat etmek

  1. Yetinmek, elindeki ile geçinmek; halinden mutlu olmak.
  2. (en)Do with less.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

aza çoğa bakmamakaza kanaat etmekaza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamazaza razı olmakaza sormuşlar nereyeaza sormuşlar nereye, çoğun yanına demişazabazabengizazabı cehennemazadazaz alkollüaz ateş çok odunu yakaraz azaz beslenmiş
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın