tarih

2.277 anlam
  • humbara Demir ya da tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havantopu ya da el ile atılan bir tür bomba.
  • humbara ocağı Yeniçeri örgütünde humbara yapan ya da savaşta humbara kullanan ağabölüğü.
  • humbaracılar kışlası bk. humbarahane.
  • humbarahane Humbara yapılan devlet fabrikası.
  • humbarahane Humbaracı yetiştirmek ereğiyle 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri.
  • hurda akçe bk. çürük akçe.
  • hutbe İslâm ülkelerinde, devletin bağımsızlığı belirtisi olarak, cuma ve bayram namazlarından önce okunan dua ve verilen öğütler.
  • huzur otomatik Padişah katı.
  • huzur dersleri Ramazan'ın ilk gününde başlayıp sekiz gün süren, seçkin bir bilginin padişahın önünde verdiği din dersleri.
  • huzur murafaası bk. cuma divanı
  • hüdavendigar Osmanlı padişahı I. Murat'a verilen san.
  • hüdavendigar Bursa sancağına, sonradan iline verilen ad.
  • hükümdar otomatik İmparator.
  • hükümdar Taht sahibi devlet başkanı.
  • hünkar çavuşu bk. mabeyn çavuşu.
  • hünkar gemisi reisi Hünkâr baştardesinin kaptanı.
  • hünkar kalfaları Padişahın günlük hizmetlerini gören gedikli karavaşlar: hazinedar usta, ibrikdar usta, kilerci usta, çamaşırcı usta, kahveci usta, çaşnigir usta, kutu
  • hünkar sofası Kanunu Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış, Topkapı Sarayı’nın Harem-i Hümayun bölümünde bulunan dikdörtgen planlı ve kubbeli sofa.
  • ılgar etmek bk. ılgarlamak.
  • ılgarcı Ilgarla düşman toprağına saldıran kimse, akıncı, çapulcu.
  • ılgarcı Tatar, sürat postası.
  • ılgarcı otomatik Ilgarla düşman toprağına saldıran kimse.
  • ılgarlamak Ilgarla bir ülkeye saldırmak, akın ve çapul yapmak.
  • ıslahat Genel olarak herhangi bir kuruluşta, devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek.
  • ıslahat Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad.
  • ıslahat fermanı 1856'da Sultan Abdülmecit'in çıkarmış olduğu yenilik buyrultusu.
  • ıtak bk. azat etmek
  • ızbandut Osmanlılarca Rum korsanlarına verilen ad.Dgr.: İt. bandito'dan
  • ibka bk. yerinde bırakılma
  • ibret taşı Topkapı sarayının ortakapısı önünde bulunan ve üzerine, kesilen insan başlarının konduğu taş.
  • ibrikçi Hasoda örgütünde, sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli.
  • ibrikdar bk. ibrikçi
  • ibrikdar usta Sarayın harem dairesinde leğen ve ibriklere bakan ve padişahın özel hizmetini gören karavaş.
  • ibtida ı hariç bk. hariç medresesi
  • ibtida i dahil bk. dahil medresesi
  • icareliler Sınır boylarındaki kent ve kalelerde görev yapan yerli topçulardan bir asker sınıfı.
  • icazet almak Medreseden diploma almak.
  • icmal defteri Yeni alınan ülkelerdeki toprak yazımı defterlerinin, yalnız yönetim örgütü ile köy adları ve yıllık gelirlerinin yazılı bulunduğu bir türü.
  • icmalli kılıç bk. kılıç zeamet.
  • icmalli zeamet bk. kılıç zeamet.
  • icmallu zeamet bk. kılıç zeamet
  • iç bayramlaşma Padişahın saray kadınları ile yaptığı bayramlaşma töreni.
  • iç eleştiri Tarih kaynaklarının eleştirisinde belgeyi iç belirtilerine göre değerlendirme yöntemi.
  • iç muayede bk. iç bayramlaşma
  • içağaları Osmanlı sarayında içsaray bölümünde hükümdarın hizmetiyle görevli ağalar: kapıağası, haznedarbaşı, kilercibaşı, sarayağası.
  • içağası Vezirlerin gözde uşağı.
  • içeriden çıkma Enderundan çırağ olma.
  • içhalkı Sarayda çalışan görevliler.
  • içhazine Osmanlı sarayında padişaha özgü para, süs eşyası ve değerli eşyanın saklandığı yedek hazine.
  • içil müderrisleri İstanbul, Edirne, Bursa ve bu illere bağlı yerlerdeki medreselerde çalışan, 150 akçeden daha çok gündelikleri olan müderrisler.