eğitim terimleri

2.508 anlam
  • dinleyici öğrenci Orta dereceli okullar ile yüksek öğretim kurumlarında belli bir derse ya da seminere dinleyici olarak katılan, ancak ödev hazırlamak ve sınava girmek
  • diploma Bir kimseye herhangi bir okulu ya da öğrenim programını başarıyle tamamladığını; bir dereceye ya da sana hak kazandığını; bir iş, sanat ya da meslek d
  • diploma cetveli bk. diploma çizelgesi
  • diploma çizelgesi Bir yıl içinde diploma alan öğrencilerin numaralarını, adları ve soyadlarını, doğum yerleri ve yıllarını, sınav notlarını, diploma tarih ve dereceleri
  • diploma defteri Her okul yönetimince tutulan ve bitirme sınavı sonuçlarına göre diploma alan öğrencilerin kimliklerinin, aldıkları notların, diploma tarih ve numarala
  • disiplin Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı ya da yazısız kurallarına, titizlik ve önemle uyması durumu.
  • disiplin Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyle alınan önlemlerin tümü.
  • disiplin cezası Disiplin suçlarından birini işleyen öğrencilere davranışlarının ağırlık derecesine ve okulun özelliğine göre verilen ceza.
  • disiplin kurulu Orta dereceli okullar ile yüksek okullarda yönetmen başyardımcısının ya da yönetmen yardımcısının başkanlığı altında yönetmeliklerinde belirtilen sayı
  • disiplin suçu Okul içinde ya da dışında öğrencinin disiplin yönetmeliğine göre yapmaması gereken davranışlardan birini yapması.
  • diyaskop bk. slayt göstericisi
  • doçent Üniversitelerde derecesi profesör ile doktor asistan arasında bulunan öğretim üyesi.
  • doçentlik sınavı Yabancı dil, doçentlik tezi, bilimsel tartışma, deneme dersi basamaklarından oluşan ve "doçent" sanını elde etmek için verilmesi gereken sınav.
  • doğacılık Toplumsal kuruluşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti.
  • doğal bilimler Doğadaki nesneler ve doğal olaylar üzerinde incelemeler yapan, bunlara ilişkin bilgi ve deneyler ile kuramları belli ilkelere ve kurallara bağlamaya ç
  • doğaüstücülük Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.
  • doğaüstücülük Özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum.
  • doğru yanlış test maddesi Biri doğru, öteki yanlış olmak üzere yalnızca iki olası yanıttan oluşan test maddesi.
  • doğru yanlış test maddesi Testi yanıtlayan kimsenin, verilen cümlenin doğru ya da yanlış olduğunu belirtmesinin istenildiği test maddesi. Bunun "evet-hayır" biçiminde yanıtlana
  • doğruluk Kendilerine test uygulanan kimselerin sayısı ile doğru olarak yanıtlanan test maddeleri sayısı arasındaki oran.
  • doğruluk Test puanlarında yanlış bulunmaması durumu.
  • doğurtuculuk Sokrates'in, önceden düzenlenmiş birtakım sorularla, karşısındakinin zihninde saklı olan doğruları açığa çıkarma ve böylelikle ona gerçeği buldurma te
  • doğuştan gelen yetenek Kültür ve eğitim etkilerinin dışında bireyin doğuştan elde ettiği yetenek.
  • doğuştancılık Düşünce, duygu, karakter gibi birçok ruhsal özelliklerin doğuştan geldiğini, bu özelliklerin daha sonra kazanılanları etkilediğini, çocuğun gelişmesin
  • doktor Bir fakülteyi ya da yüksek okulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim aşamasına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı b
  • doktora Bir fakülteyi bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir yapıtla erişilen en yüksek aşama.
  • doktora Doktor sanını kazanmak için verilen sınavın adı.
  • dolaylı çıkarım Kavramlar arasındaki ilişkilere dayanarak birtakım yargılara varma ve bu yargıların yardımıyle anlam ve sonuç çıkarma.
  • dörtte bir sapma Bir grup puanın, ortadaki yüzde 50'lik bölümünü kapsayan genişliğin yarısı.
  • dramatik oyun bk. canlandırıcı oyun
  • dramatizasyon bk. oyunlaştırma
  • dudaktan okuma İşitme duyusundan yoksun bir kimsenin konuşan bir insanın söylediklerini onun dudak hareketlerini izleyerek anlaması.
  • durdu otomatik Uzun ömürlü olması, yaşaması istenen çocuklara verilen bir ad.
  • durum görüşmesi Birkaç kılavuzluk ilgilisi ya da uzmanının, belli bir sorun, olay ya da kişi üzerinde görüşlerini bildirmek için yaptıkları toplantı.
  • durum incelemesi Yakınan bir kimsenin ortaya koyduğu sorunun kaynağını, niteliğini, nedenini araştırarak ve eldeki bilgilerden yararlanarak bakım ya da yardım yolların
  • durum tarihçesi Danışman kılavuzdan yardım görmesi beklenilen bir kişiyle ilgili olarak düzenli biçimde toplanan bilgi.
  • durum tarihçesi Bir kimsenin ya da ailenin yaşamını etkilemiş bulunan önemli olayları ve sorunları kapsayan özet.
  • durum yazımı Bir durumun, kılavuzluk uzmanlarının okuyup yararlanacağı biçimde düzenli ve tam olarak yazılması.
  • duvar gazetesi Ya tüm okul ya da belli bir sınıf için hazırlanan, öğrenci yazıları ile resimlerini kapsayan ve belli zamanlarda sınıfın ya da okulun uygun bir köşesi
  • duygu Belli bir uyaran karşısında genellikle güdü ve değerlerle ilişkili olarak belirip çoğu kez süreklilik ve tutarlılık gösteren, heyecandan daha zayıf bi
  • duygusal Ruhu duygulandıran, mantıktan çok duygulara dayanan ve bireyin duygu yönüyle yakından ilişkili olan.
  • duyu İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
  • duyum Bir kimsenin, yalınç bir uyaranın sinir hücrelerinde oluşturduğu itmeyi duyması.
  • duyum Bir duyusal sinirle beyne ulaşan uyaran.
  • duyum yitimi Duyu sinirlerinin ya da beyindeki duyu merkezlerinin herhangi bir nedenle duyum alamaması.
  • duyumculuk Bilginin duyumlar yoluyle elde edileceğini ve gerçekte de her bilginin temelinde duyumların bulunduğunu ileri süren öğreti.
  • duyumsal Göz, kulak, burun ya da dille alınan duyumla ilgili.
  • duyumsamazlık Dış etkilere, özellikle duyusal izlenimlere karşı ilgisizlik biçiminde beliren ve geri zekâlılarda çok görülen bir durum.
  • duyuru levhası Okullarda resim, fotoğraf, kitap gömleği, gazete kesiği vb. gereçlerin ya da öğrencileri ilgilendiren bildirilerin asıldığı yer.
  • dürtü Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü.