şey ne demek?

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.

    Bana sen pek çok şey kazandırdın.

    R. H. Karay
  2. Nesne, madde

    Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir.

    A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en)Stuff.
  7. (en)Object.
  8. (en)Matter.
  9. (en)Article.
  10. (en)Affair.
  11. (en)Chose.
  12. (en)Concern.
  13. (en)Doing.
  14. (en)Doings.
  15. (en)Doodad.
  16. (en)Doohickey.
  17. (en)Lark.
  18. (en)Thingumabob.
  19. (en)Thingumajig.
  20. (en)Thingummy.
  21. (en)Whosit.
  22. (en)Business.
  23. (en)Thingamajig.
  24. (en)What-d'you-call-him/-her/-it.
  25. (en)What's-his/-her/-its-name.
  26. (en)Well.
  27. (en)What-do-you-call-it.
  28. (en)Jinx.
  29. (en)Jolly.
  30. (en)Thing.
  31. (fr)Chose
  32. (la)Res; skolastikte: ens

nesne

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. Şey, herhangi bir şey.
  8. (en)Objective.
  9. (en)Objective case.
  10. (en)Body.

şeyatin

  1. Şeytanlar

şeyban

  1. saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. moğol hükümdarlarından birisi

Türetilmiş Kelimeler (bis)

şeyatinşeybanşeybeşeydaşeydagülşeydanurşeyhşeyh küşterişeyh küşteri meydanışeyh uçmaz, müridi uçururşeairşeairi islamiyeşeametşebşebab
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın