öğüreceği gelmek ne demek?
- Çok iğrenmek.
çok
- Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
- Aşırı bir biçimde
Much.
Many.
Very.
Plenty.
Plentiful.
Good.
Fair.
Like hell.
öğür
- Akran.
- Öğrenmiş.
- Alışmış, yadırganmaz olmuş, menus.
- Takım, fırka, zümre.
- İnekte kızgınlık.
Heat in cow.
Of the same age.
Accustomed to.
öğür olmak
- Çokça birlikte bulunmaktan çok sıkı bir alışkanlık edinmek.
- Çokça birlikte bulunmaktan çok sıkı bir alışkanlık edinmek: Çoluk çocuk öylesine öğür oldular ki anları dışarıdan gören pekâlâ çok nüfuslu tek bir aile sanabilirdi. -H. Taner.
gelmek
- Getirmek
- Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak
- Geriye dönmek
- Oturmaya, ziyarete gitmek.
- İsabet etmek.
- Varmak, ulaşmak.
- Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek.
- Ortaya çıkmak, doğmak.
- Belli bir süre dolmak
Put in.
