çekmece ne demek?

  1. Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme

    Çekmecesinden utana utana bir şişe gazoz çıkardı.

    T. Buğra
  2. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık

    Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim.

    Y. K. Beyatlı
  3. Gemilerin barınabilecekleri koy.
  4. Bkz, denizkulağı.
  5. Bk. çekmece
  6. Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
  7. (en)Drawer, pigeonhole.
  8. (en)Coffer.
  9. (en)Drawer.
  10. (al)Schublade
  11. (fr)Tiroir

çekmece

  1. Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
  2. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
  3. Gemilerin barınabilecekleri koy.
  4. Bkz, denizkulağı.
  5. Bk. çekmece
  6. Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
  7. (en)Drawer, pigeonhole.
  8. (en)Coffer.
  9. (en)Drawer.
  10. (al)Schublade

çekmeceli

  1. Çekmecesi olan.

çekmeceli çalışma masası

  1. (en)Worktable

Türetilmiş Kelimeler (bis)

çekmeceliçekmeceli çalışma masasıçekmeceli dolapçekmeceli mobilyaçekmeceli yazı masasıçekmecesizçekmeceye koymakçekmeçekme ağıçekme basgacıçekme baslığıçekme başlığıçekçek arabanıçek defteriçek defteri kabıçek dili
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın