Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru
Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol.
Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.
Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru.
Ateşsiz silahların hedefe birden fazla batırılmasına olanak sağlayan, namlu boyunca veya namlunun bir bölümüne kadar uzanan yiv.
Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). TV
Bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri.
Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba.
Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü.
Ağ.
Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ.
Filet.
Hair net.
To set in order; to arrange, or lay away, esp.
As papers in a methodical manner for preservation and reverence; to place on file; to insert in its proper place in an arranged body of papers.
To make foul; to defile.
Steel hand tool with small sharp teeth on some or all of its surfaces; used for smoothing wood or metal office furniture consisting of a container for keeping papers in order a set of related records kept together a line of persons or things ranged one behind the other place in a container for keeping records; 'File these bills, please' record in a public office or in a court of law; 'file for divorce'; 'file a complaint' smooth with a file; 'file one's fingernails' proceed in line; 'The students filed into the classroom'.