sıvanmak ne demek?
- Sıvama işi yapılmak.
- Bir işe girişmek
Hepsi bit, sirke içinde; sıvandım, hepsini temizledim.
H. E. Adıvar - Sıvama (II) işi yapılmak
Sıvanmış, pembe kolunda bir kumral ben vardı.
M. C. Kuntay - İştahla yemek
Masa komşularını yan yan baktıracak bir rağbetle gelen balığa sıvandı.
H. R. Gürpınar
To be plastered.
To be smeared.
sıvama
- Sıvanır gibi üstüne kaplanmış, örtülmüş veya çok sık takılmış.
- Zemini hemen hiç görülmeyecek kadar kaplanmış, örtülmüş veya takılmış olarak.
- Ağzına kadar, silme.
- Sıvamak işi.
Plastering.
Facing.
Plasting.
Covered with.
To the brim.
Plastering sth.
sıvanma
- Sıvanmak işi.
sıvanmış
Coated.
