row at net making ne demek?
- Ağ yapımında tur
ağ
- İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü.
- Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü.
- Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke.
- Tuzak
- Oyun alanını ortadan ikiye bölen veya kale direkleri arkasına gerilen, iple yapılmış örgü.
- Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file.
- Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri, apışlık.
- Elektriksel erkeyi bir bölge içine dağıtan iletken örgüsü.
- En az bir bilgisayar ile çoğullayıcı, anahtar veya yönlendirici cihazların kullanımı ile oluşturulan veri iletim yapısı.
- Çeşitli ülkelerin, gerektiğinde, aynı izlenceyi yaymak amacıyla oluşturdukları bütün.
row
- Gürültülü bir şekilde kavga etmek.
- Hırgür.
- Kıyameti koparmak
- Kavga, patırtı, kargaşa
- Kavga çıkarmak
- Kavgaya karışmak.
- Sıra, saf, dizi
- Kürek çekmek, sandalla gezdirmek, kürekle donatmak.
- Sıra evler
- Sıra evleri olan sokak
row against the tide
- Akıntıya karşı kürek çekmek, güçlüklere karşı çabalamak.
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
net
- Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algıladığı, iyi görünen.
- İyi duyulan (ses).
- Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi
- Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan
- Kazanmak, kar etmek
- Bk. seçik
Fabric of twine, thread, or the like, wrought or woven into meshes, and used for catching fish, birds, butterflies, etc.
Anything designed or fitted to entrap or catch; a snare; any device for catching and holding.
Anything wrought or woven in meshes; as, a net for the hair; a mosquito net; a tennis net.
Figure made up of a large number of straight lines or curves, which are connected at certain points and related to each other by some specified law.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
rowrow against the tiderow boatrow downrow matrixrow of a matrixrow of bricksrow on data cardrow parity checkrow rankro rubroaroachroadroad accidentatat a clipat a crossroadsat a discountat a distanceat a draughtat a fearful rateat a full gallopat a gallopat a glanceaa 1a alfa lipoproteinemia b basımıa b c basımı
