pounce at ne demek?
- Birden üstüne atılmak
birden
- Bir defada.
- Ansızın
- Birlikte, beraberce, hepsi bir arada
- Çabucak.
Instantaneous.
Suddenly.
At a stroke.
All of a sudden.
At one heat.
At once.
pounce
- Mürekkep kurutacak toz
- Kabartmalı bir düzeyin modelini çıkartmak için üzerine serpilen toz
- Toz serperek kurutmak veya cilâlamak.
- Yırtıcı kuş pençesi
- Saldırma, atılma, hamle
- Üzerine atılıp avlamak pounce at, pounce on birden üstüne atılmak, hamle etmek
- Ani olarak gelmek.
- Üstüne atılmak, saldırmak, dalıvermek, toz serperek kurutmak
pouncet box
- Kapağı delikli bir cins parfüm kutusu.
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
