oturanlara servis yapılan yemek ne demek?
Sit down.
sit
- Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
- Bazı ayrıcalıklar dışında olgunlaşmamış bir hücreyi belirten son ek
To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
oturan
Sitter.
Inhabitant.
Sitting.
Snug-fitting.
Inhabitant sakin.
Resident.
Residentiary.
Residing.
oturan kimse
Resident, inhabitant, indweller, occupant, sitter.
Inmate.
servis
- Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti.
- Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü.
- Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.
- Burada görevli kimselerin tümü.
- Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı.
- Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer.
- Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu.
- Bk. bakım
Service.
Serving.
