nurdane ne demek?
Kökeni: Arapça
- Nur tanesi.
- Işık tanesi.
nur
- Işığın bir şeye yansımasından meydana gelen parlaklık.
- Mekke’deki Hıra Dağı.
- Aydınlık, ışık, parıltı, ziya.
- İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık.
- Bir kadın adı.
- Niran.
- Aydınlık, ışık, parıltı.
- Tanrısal bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık.
- Her çeşit zulmetin zıddı.
Hard knot in wood; also, a hard knob of wood used by boys in playing hockey.
nurdan
- Nur tanesi.
- Nur kabı.
- Nura ait, nurdan yapılmış.
- Işıklı, aydınlık.
nurdanay
- Nurdan olan ay.
- Etrafına ışık saçan ay.
- Parlak ay.
- Nurdan-ay.
- (bkz. nurdan)