nag at ne demek?
- İçine dert olmak
- Başının etini yemek
- Dırdır etmek
içine
Into.
Aboard.
Inside.
Cruet.
Wherein.
Whereinto.
nag
- Yaşlı ve güçsüz at
- Ufak binek atı
- Ihtiyar at.
- (-ged,- ging) daima kusur bulmak, durmadan azarlamak, dırdır etmek, rahatsız etmek
- Dırdır eden kimse.
- Dırdır etmek, başının etini yemek, kusur bulup durmak
naga uta
- (Japonca) Nöbetleşe beş ve yedi heceli dizelerden ibaret olmak üzere uzunca yazılan Japon koşuğunun adı.
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
