limit sürtünme ne demek?
Limiting friction
limiting
- Kısıtlamak, limitlerini belirlemek, sınır koymak, sınırlamak, limit koymak, sınırlama getirmek, belirlemek, sınırlandırmak
- Sınırlayıcı, kısıtlayıcı; hapsedici; indirgeyici; limit belirleyici, ayırıcı
limit
- Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya erişebileceği en alt ve en üst sınır, yer.
- Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük.
- Bk. erey
- Sınır
- Bk. tavan sınır
- Bk. sınır
Restriction; a check; a curb; a hindrance.
Determining feature; a distinguishing characteristic; a differentia.
Determinate quantity, to which a variable one continually approaches, and may differ from it by less than any given difference, but to which, under the law of variation, the variable can never become exactly equivalent.
To apply a limit to, or set a limit for; to terminate, circumscribe, or restrict, by a limit or limits; as, to limit the acreage of a crop; to limit the issue of paper money; to limit one's ambitions or aspirations; to limit the meaning of a word.
limit check
- Limit denetimi
sürtünme
- Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk.
- Sürtünmek işi.
- Bir cismin başka bir cisme değerek geçmesinde ya da bir ortam içindeki deviminde hız azaltıcı olay.
- Cisimlerin birbiri üzerinden kayarken bu harekete karşı gösterdikleri direnç kuvveti.
Frictional.
Friction.
Rubbing.
Brush.
Frottement
Friction
Türetilmiş Kelimeler (bis)
limitlimit checklimit dekstrinlimit denetimilimit dextrinlimit emirlimit fiyatlamalimit fiyatlı emirlerlimit fonksiyonlimit from the leftlimicolaelimicoleslimicolouslimierlimikolussürtünmesürtünme açısısürtünme bilgisisürtünme gelimisürtünme ile elde edilensürtünme katsayısısürtünme kavramisürtünme kaybısürtünme kontağısürtünme köşeli yığışımısürtünen parçasürtünerek gitmesürtünerek gitmeksürtüksürtükleşmesürtükleşmeksürtüklüksürtülme
