lawmaker ne demek?
- Meclis üyesi.
- Kanun yapıcı, kanuni
meclis
- Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı.
- Bu toplantının yapıldığı yer, şûra.
- Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu
- Dostlar toplantısı
- Bir oyunun içinde -kişilerin sahneye girişleri ve çıkışlarıyla bölümcük adını alan- en küçük parça. Bölümcük. Kesim.
- Bk. sahne
- Oturulacak, toplanılacak yer.
Parliamentarian.
Assembly.
Council.
lawmaking
- Kanun yapan, kanun çıkarma ve yasallaştırma süreciyle ilgili, yasayan; kanun çıkaran veya yasalaştıran kişiye veya gruba ait veya ilgili
lawman
- Kanun adami
- Hukuk adamı, hukuk temsilcisi, kanunu uygulatan kimse (polis, şerif, vs.)
